I evlilik istiyorum

buyrun gelin, bana da girin diye bağırasım gelmişti...

2020.11.12 00:22 ezici44 buyrun gelin, bana da girin diye bağırasım gelmişti...

cidden ölün daha iyi abi. ha gece tuvaletten çıkarken emmanuel eboue'i görmüşün, ha osbir çekerken tüm aileyi... yani yalan yok, eskiden ben de çok porno filmi izlerdim. paso asılırdım. zaten 18-25 yaş arası olup '' ben hiç porno izlemedim '' diyen insanlar bana hep samimiyetsiz gelmiştir. artık tüm olanaklar var çünkü.
eskisi gibi ''3 film 5 milyon lira'' tarzı sinemalar yerine; bilgisayarlar, cd ler, dvd ler falan var. her şey bir tık kadar yakında artık.
hani abartmıyorum öyle bir porno izlerdim ki uyumak için yastığa kafayı koyduğum zaman gözümün önüne yaraklar gelirdi. yıldız gibi uçuşurdu kafamın üzerinde. gece uyanıp uyanıp cd takardım. sanki çişe kalkarmış gibi, sanki su içmeye kalkmış gibi 31 saatlerim vardı benim. her porno starını çükünden tanırdım. sıfatlarını görmeme gerek yoktu. damarlı, damarsız, eğri, düz, kalın, uzun, doğum lekesi olan herifi bile taşağından tanırdım. aha bu top sakallı elaman derdim. öyle müdavimiydim.
o dönemler baya kaptırmıştım kendimi. hatta psikolojim bile bozulmuştu. tuvalete girdiğim zaman duvarlardan yarak çıkacakmış gibi hissederdim. çalıştığım iş yerinin tuvaletinde bi tane küçük delik vardı.. bir gün dayanamadım yalvardım patrona '' ne olur şuraya alçı yaptır, sağlıklı sıçamıyorum '' diye. tabi anlamadı patron, o bilmez duvarlardan sik çıkan sahneleri... titreyerek sıçıyordum hep.
yine böyle bi gün 5 tane film aldım.
hızlı hızlı eve gidiyorum. insan heyecanlı bi şekilde eve gider mi? gidiyor işte. az daha hızlansam koşacağım sanki. aylardan da ağustos ayındayız, tam öğlen saati. öğlen osbir mi çekilir denmesin, çekiyorum. sabah 5'te kalkıp çeken biriyim ben. tiryakisiyim diyorum. saatim gelmiş krizdeyim...
girdim eve. üst katta kalıyorum, alt katta kimse yok . abim yengem çalışıyor, annem de komşuya gitmiş. abazan bi genç daha ne isteyebilir ki? kapıyı kapatır kapatmaz salonda soyuna soyuna koşuyorum. sanki gerdeğe gireceğim, acayip heyecanlıyım. nihayet düşmeden girdim odaya. ayağımla fırlattım pantolonu, çıkardım filmleri. atletin iç yüzüyle güzelce bi sildim cd yi. şans getirsin diye de öpüp taktım.
şansımı sıçayım.
takar takmaz ohhh yeahh, ohh yeahh diye sesler geldi. hoşuma gitmez böyle sahneler. porno da olsa giriş-gelişme-sonuç bölümü olması lazım ama bazı yönetmenler giriş bölümünü harbi 'giriş' olarak algılıyor. izleyicinin çükünü düşünen hiç yok. daha ayaktayım ben, çüküm toprağa bakıyor. hele bi yatalım, hele bi ortama alışalım di mi? açar açmaz şak şak şak... başlarım öyle filmi deyip başka cd taktım. bu yüzden 5 tane alıyorum zaten. aralarında dandik çıkar diye...
yattım yatağa, sıyırdım donumu. üzerimde sadece atlet var. muazzam bi film, başrol de rocco reis oynuyor, ormanda tarzan olmuş ceyn'e veriyor ayarı. tam arşivlik. erman toroğlu gibi önemli pozisyonları durdurup durdurup izliyorum. öyle bi kaptırmışım ki, evin kapısının açıldığını bile duymamışım. annem komşudan gelmiş haberim yok. gelirken de gelinini de alıp gelmiş. gelini dediğim, beni evlendirmeye çalıştığı bir kız. o kız da zırt bırt bize geliyor, anneme ev işlerinde falan yardım ediyor, sohbet muhabbet takılıp gidiyorlar. annem yalvarıyor illa evlen bu kızla, çok hamarat diye. aslında benim değil, annemin hoşlandığı bir kız yani. önceden ben de hoşlanıyordum ama baktım çok soru soruyor, hafif çatlak biraz vazgeçtim. defalarca kez dedim '' anne ümit verme bu kıza '' diye, ama dinletemedim işte.
neyse, dudaklarımı kemire kemire bayrağı göğe dikiyorum. felaket asılıyorum yani. rocco reis veriyor küsküyü. o ara nejmi nejmiii diye salondan bi ses duydum.
ahan dedim sıçtık şimdi. insan böyle şeylerde panik oluyor. hemen kumandayı elime alıp tv ye geçiş yapmak istedim. bastım çalışmıyor, bastım çalışmıyor, bi daha bastım yine çalışmıyor. şerefsiz kumanda misilleme yapıyor sanki. kalkıp açsam götüm gözükecek. oha ya zaten gözüküyor çıplağım. bıraktım kumandayı, üzerime pikeyi örttüm. odanın kapısı çaldı. tv de rocco kadının poposunu tokatlıyor. ben kumandayı tokatlıyorum. odada olağan üstü şak şak sesleri var. bir insan anca bu kadar panik olabilir. zaten erkekler salak mk. bu gibi şeylerde hiç sağlıklı düşünemez. bi ara yanımda duran sehpadaki kül tablosunu tv ye fırlatmayı bile düşündüm. malız biz. kırılsın televizyon kurtulayım dedim, anlık bi olay bu ama halen de kapı çalıyor, derken hele şükür açıldı kanal. esra erol'u o yüzden çok severim. tam karşımda evlilik programı var.
üzerimi düzeltip ''gelll'' diye seslendim, girdi içeri kız. girdi girmesine ama oturamıyorum, oturursam götümün lobu gözükecek. hoş geldin dedim, hoş bulduk deyip oturdu karşı çekyata. attı bacak bacak üstüne ve başladı salak salak soru sormaya;
nasıl uzanıp kumandayı elinden kaptım hâlâ şaşarım. en kral basketçi bile böyle top çalamaz. bu arada '' nejmi dayııı'' diye bağıran da ablamın 5 yaşındaki küçük oğlu. tam bi afacan. şak ablamla beraber bu da girdi odaya. girer girmez üzerimdeki pikeyi çekiyor '' hadi salıncak yap bana, hadi dayı ' diye bağırıyor. lan olum bi siktir git işte, çıplağım diyemiyorsun. o çekiyor ben çekiyorum. osbir çekerken böyle terlemedim ama çocuk işte, söz verdik bahçeye salıncak kuracağız diye; '' yeğen bak bırak şu pikeyi, birazdan beraber kurarız tamam mı?'' diyorum dinlemiyor '' bana ne şimdi istiyorum'' diye çekmeye devam ediyor. ablam da '' söz verdin yapacaksın '' diyor. yeğen bağırıyor '' salıncakkk '' diye. ona kızarken eniştem de girdi odaya. vay kayınçı naper lan ölüyon mu diye espiri yapıyor puşt. ulan şuradan kalkabilsem öldüreceğim adamı ama yok işte. yeğen yine pikeyi çekiştirirken cimdik attım eline mk. kaşımı indirip kızdım. bu başladı ağlamaya.
o ağlarken pat anam da girdi odaya. hopbaaa!! bi o eksik.
ehhh ulan sikecem tüllerini de, salıncağı da, tv deki kadını da ha. yeterin ulan deyip dal taşak ayağa kalkasım geldi. o kadar psikolojim bozuldu ki, bağdaş kurup ağlayacağım nerdeyse.
''anne tamam, içmem bi daha, siz aşağı inin, gelcem ben. moralim biraz bozuk'' dedim. öyle derken yeğen çekyattan kalkıp şak bana vurdu. tuttu pikeyi '' salıncakkkk'' diye bağırıyor. lan tipini siktimin çocuğu, nası bi inatsın sen? o çekiyor, ben çekiyorum... annem de oturdu çekyata, neye moralin bozuk oğlum anlat hele diyor. ablam noldu len diyor, eniştem anladı piç bacak bacak üstüne atıp bıyık altı halime sırıtıyor. filiz de kalktı kumandaya doğru geliyor. hani muhabbet olacak ya, sesini kısacak tv nin. eniştemin o sinsi gülüşünü görünce amına kodumun kumandasını alıp götüme sokasım geldi. iyice gerildim. aldım kumandayı. bi elimle de yeğenle pikeyi çekiştiriyorum. filiz öylece ayakta kaldı.
eehhhh dedim, ''inin aşağıya yalnız bırakın beni, anne inince anlatırım, filiz sen de kusura bakma, abla hadi'' dedim.
içimden değil de sesli söyleyince gergin olduğumu anladılar. filiz anneme baktı, annem filize baktı, yeğen bana baktı, ben enişteme.
ve hele şükür çıktılar odadan. çıkarken ''salıncakkk'' diye bağırıyordu yeğen.
şimdi şöyle bir maziye bakıyorum da, ne zor şartlar altında çekiyormuşuz. ev cümbür cemaat. şimdi ise yalnızlık hakim. kapıyı kapatmadan, mouse elde olmadan asılabiliyorum. halen 3-5 ayda bir çekerim. yeni pozisyonlar çıkmış mı diye takip ederim.
bu aralar uyurken sevişmeler revaçta. eskisi gibi tuvalet deliklerinden sik çıkma sahneleri pek rağbet görmüyor. bir de taksi şoförleri arabaya binen kızlarla sevişiyor. masaj yaparak sevişmeler de baya popüler.
tamam lan hadi itiraf edeyim, taksiye binmekten çok korkuyorum. deli gibi korkuyorum hem de.
submitted by ezici44 to KGBTR [link] [comments]


2020.10.11 23:58 hanniballecteer EMİN OLDUĞUM TEK ŞEY

Arkadaşlar bir konu hakkında görüşlerimi belirtmek, sizinde görüşlerinizi almak istiyorum. Şu hayatta emin olduğum tek şey Türk insanının narsist kişiliği. Bu genellemeyi genel olarak kızlar üzerinden yapıyorum. Birçok yabancı arkadaşım oldu ama inanın 100 kişiden 4 5 tanesi kibirli ve egoist. Türkiyede yaşayan her 5 vatandaştan birisi kendini bir sikim sanıyor ve aslında hiçbir sikim değil. Eğer ki evlenecekseniz veya kız arkadaş istiyorsanız yabancı insanlarla iletişim kurmaya çalışın. Örnek vermek istiyorum. Benim çevremde yabancı kızla evlenen bir çok insan oldu. Kız sizden hiçbir şey beklemiyor. Türkiyede bir evlilik yapmaya kalksanız cebinizden boş yere 50 bin TL çıkıyor. Gelinin kız kardeşine takı, anasına takı, evden alıp çıkartırken kapıda bekleyene para. Abi tamam Türkiyeden de böyle bir kız bulabilirsiniz ama şansınız çok zor. Bulana kadar ananız sikiliyor. Bir kere yabancı bir kızla evlenince gelinin ailesi gibi saçma sapan şeyler girmiyor hayatınıza. Siz kendi yolunuza bakıyorsunuz. İnanın bana daha mutlu oluyor gördüğüm insanlar. Türk kızlarının egosuyla uğraşılmaz. Kızın yüzüne sıçmam bazı yıkık amcık herifler yüzünden götü kalkmış ve kendini bir şey sanmaya başlamış. Kızların götünü kaldırmayı keselim. Bethany diye bir kız arkadaşım vardı, kendisi Norwichli. Kız bir içim su, baldan tatlı ama sıfır ego. Sonra dönüyorum bizim aptal kızlarımıza bakıyorum güzellik desen yok ama egodan geçilmiyor ve inanın bu durumdan çok rahatsızım. Hak edene hak ettiğini verin. Çok zor değil bir kızın götünü kaldırmamak. Yapabiliriz bunu aq. Zamanında bende yaptığım için söylüyorum. Çok pişmanım bundan. Şimdi dönüp çevremde ki erkek kız fark etmez hepsine bakıyorum inanın 100 tane yabancı arkadaşımdan 5 tanesi egoist, narsist. Yazık lan bize harbi içim içimi yiyor böyle insanları görünce. Ek olarak bir şey daha söylemek istiyorum. Kız domalmayı bilmiyor, sakso çekmeyi bilmiyor, sikişirken yaptığı tek şey domalıp yatmak ama sanarsın amı altından yapılma. Zorla sikiyoruz sanki kahpeyi. Tavırları aynen bu şekil. Erkekler de aynı aq. Sadece sikeyim boşalayım mantığında. Kızı mutlu edeyim, en çok zevk aldığı noktaları öğreneyim veya orgazm yaşayayım diye düşünmüyorlar. Domaltıp sikiyorlar. Çoğunda ön sevişme bile yok. Ananı sikeyim ya nerden baksan tutarsızlık. Orospu sevelim demiyorum. Bunlar illa yaşanarak öğrenilmez. İnternet denen bir şey var aq. Neyse yazdıkça sinirleniyorum. Sizi dinlemek istiyorum biraz da.
submitted by hanniballecteer to KGBTR [link] [comments]


2020.09.02 07:17 trkrap InnerCircle nedir?

Elite tinder olarak geçiyormuş. Düşüyor mu, kullanan var mı bilmek istiyorum çünkü Tinder evlilik sitesi ve insta kasmak app'i haline geldi ve bumble'da terk edilmiş gibi duruyor. Üye olmak için de 2 kişi davet etmek gerekiyormuş
submitted by trkrap to KGBTR [link] [comments]


2020.08.20 23:38 glutensizbeslenme Eşim Beni Dövüyor Boşanmak İstiyorum Ne Yapmalıyım?

Eşim Beni Dövüyor Boşanmak İstiyorum Ne Yapmalıyım?
Türk Medeni Kanunu’nda boşanma için genel ve özel şartlara yer verilmiştir. Yasada gösterilen özel ve genel boşanma sebeplerinden herhangi birinin olması boşanma davası açabilmek için yeterli olmaktadır.

https://preview.redd.it/bhkr5c1e88i51.jpg?width=300&format=pjpg&auto=webp&s=4aafb96109450caf227ca14f27b7d0786a77f988
Evlilik birliğini temelden sarsıcı her türlü hareketin boşanma sebebi olarak sayılabileceğini söyleyebiliriz. Bu durumda şayet eş diğer eşten şiddet görüyor ise bu durumun kanıtlanması ile birlikte boşanma davası açılabilir ve mahkeme tarafından çiftlerin boşanmasına karar verilebilir.
Kaynak : https://tulinbabaoglan.av.tesim-beni-dovuyor-bosanmak-istiyorum-ne-yapmaliyim/
submitted by glutensizbeslenme to u/glutensizbeslenme [link] [comments]


2020.07.29 15:25 griljedi GRRM - 2012 Söyleşileri

  1. Şu ana kadar yayımlanan kitaplara eklediğiniz ve okuyucunun bulmasını umduğunuz ama bulamadığı şeyler var mı? Yahut çok az kişinin gördüğü?
Hayranların şu ana kadar her şeyi öğrendiğini düşünüyorum. İnsanlar düşüncelerini internette, bloglarda yazıyor. En anlaşılmaz, ücra ipuçları bile kısa sürede bulunuyor ve dikkat çekiliyor.
  1. Valyria’yı görecek miyiz?
Kıyamet öncesi mi şimdiki halini mi? Belki.
  1. Cevaplanmamış ama Kış Rüzgarlarında cevaplanacak üç soru söyler misiniz?
Söyleyebilirim ama söylemeyeceğim.
  1. Bronn’un hikayesi bitti mi?
Bronn’un hala bir rolü var, kesinlikle geri dönecek.
  1. Başlangıçta onlara vereceğiniz yolu ertelediğiniz veya yoldan saptırdığınız bir karakter var mı? Varsa, kim?
Hayır, var diyemem. Bazı durumlarda kronolojiler başlangıçta istediğimden farklı ama tüm karakterlerin hikayeleri aynı devam devam ediyor.
  1. Demiradamlar kuzeye saldırmamış ve Kızıl Düğün gerçekleşmemiş olsaydı Kuzey ve Nehirtoprakları bağımsız kalmaya devam edebilir miydi?
Kuzey olabilir ama Nehirtoprakları daha sorunlu. Gerçek doğal sınırlar olmadan, nehirtoprakları her taraftan saldırılara karşı savunmasızdır, bu yüzden tarihleri kan ve kargaşa ile dolu.
  1. Hayranların bulduğu ama sizin o amaçla yazmaya niyetlenmediğiniz en büyük kırmızı ringa balığı (yem) nedir?
Bu söylemek olurdu ama hayranlar, ufacık bir şeyden bile kuram çıkarıyorlar. Zaman zaman bunları bana e-posta atıyorlar.
- Dothraki aslında bir dizi bozkır ve ova kültürünün bir karışımı olarak tasarlandı ... Moğollar ve Hunlar, kesinlikle, ama aynı zamanda Alans, Sioux, Cheyenne ve çeşitli diğer Amerikan kabilelerinin ... saf bir fantazi ile terbiyeli hali. Araplara veya Türklere - orijinal olarak bozkırların atlıları olması haricinde- herhangi bir benzerlik tesadüfidir (bu emmiye biri Hunların da Türk olduğunu söylesin. Neyse). Bununla birlikte, genel olarak, tarihten ilham alırken, ister bireylerden isterse tüm kültürlerden olsun, doğrudan bire bir nakillerden kaçınmaya çalışırım. Robert'ın VIII. Henry veya Edward IV olduğunu söylemek nasıl doğru değilse, Dothrakilerin de Moğol olduğunu söylemek doğru olmaz.
- GRRM; “Ejderhaların Dansı sonunda pek çok uçurum vardı, 6. kitapta bunları çok erken çözeceğim. Kitabı inşa ettiğim iki büyük savaşla açacağım; Buz Savaşı ve Meereen-Köle Körfezi Savaşı ve sonra oradan alıp devam edeceğim.”
- Ned ve Robb’un ölümü... Bu iki karakterin sonunu en başından beri biliyor muydunuz yoksa zaman içinde mi karar verdiniz?
Neredeyse en başından beri biliyordum. Hikayenin büyük vuruşlarını biliyorum; ana karakterlerden kim ölecek, kim yaşayacak... hepsini. Yazım sırasında keşfettiğim çok ayrıntı var, küçük karakterler gibi... Yani ana karakter altı arkadaşıyla bir savaşa girecekse altı arkadaşın hepsine de ne olacağını bilmiyorum, buna yazarken karar veriyorum ama büyük oyuncular, büyük hayatlar ve hayat değiştiren büyük olayları en başından beri planlı.
- Bir çok kişi Jon’u öldürdüğünüzü düşünüyor. Geçmişte Starklara çok kötü şeyler yaptınız ama içimden bir ses Jon hayatta kaldı diyor. Bu konuda yorum yapmak ister misiniz?
[Güler] Bu konuda yorum yapmayacağım.
- Jon, Lord Kumdandan olarak resimden etkili bir şekilde çıkmış olsa da - yaşıyor olsa bile, Sur’un o kış geldiğinde Ötekileri geri tutma şansını sevdiğimden emin değilim. Kış Rüzgarları'nda Sur’un güneyine doğru hareket ettiklerini göreceğimizi varsayabilir miyiz?
Çok fazla şey söylemek istemiyorum ama Kış Rüzgarlarında kesinlikle daha fazla Öteki göreceksiniz.
- Kargaların Ziyafeti ve Ejderhalarla Dansta bölüm başlıkları olarak Kraliçe'nin Eli veya Demir Talip gibi etiketleri kullanmaya başladın, daha önceki ciltlerde ise her zaman Jon veya Ned ya da Arya idi. Bu kimlik sorunlarını keşfetmenin bir yolu mu? Özellikle Arya ve Sansa ve Theon ile tüm kimlikleri değişiyor gibi görünüyor.
Evet, tam olarak amacım bu. Bu kitaplarda birçok kimlik saldırı altında.
- Ortaya çıkan bir diğer tema da – her yerde var ancak ancak Ejderhalarla Dansa son pov’da daha da netleşiyor - taht oyununda oyuncu olduklarını düşünen karakterlerin piyonlardan daha sık olması. Gerçek güç gölgelerdedir. Bu fikri en başından itibaren keşfetmek istediniz mi yoksa hikaye geliştikçe mi ortaya çıktı?
Hangi durumdan bahsettiğinize bağlı. Bu seriye 1991 yılında ilk başladığımda, ne olduğunu gerçekten bilmiyordum. A Game of Thrones'a geldiğimde, ana temaların ne olacağını biliyordum ve bu kesinlikle onlardan biri. Gücün doğası ve gücün kullanımı ve insanların iktidara gelmesi için neler yaptıklarını - ele aldığım en önemli şeylerden bazıları.
Varys’ın 2. kitapta sorduğu kral, rahip, savaşçı bilmecesi buna hitap ediyor. Kim kime itaat ediyor? Asıl güç kimde? Asıl soru bu.
- GRRM, Tyrion karakterini, 1981 yılında Lisa Tuttle ile yazdığı Windhaven isimli kitaptaki bir cümleden ilham aldı; “Bir cüce var, gördüğüm en çirkin adam ama ayrıca en zekisi.”
- GE: Tyrion ve Daenerys, serinin en ünlü iki karakteri...
En popüler iki karakterden biri, ancak bence evrensel olarak en popüler olan ikisi Jon Snow ve Arya. Her karakterin hayranları ve büyük bir iltifat olarak aldığım aleyhte sözler var. Gerçek insanlar hakkında böyle hissederiz; bir kişi onları sever, başka bir kişi onlar tarafından tahrik olur ve başka bir kişi onların sahte olduğunu düşünür. Kurgusal bir karakter yaratıyorsanız ve herkes karakteri seviyorsa veya karakterden nefret ediyorsa, muhtemelen bir karton parçası yaratmış olursunuz.
- GRRM, Kargaların Ziyafeti’nde Brienne’nin asılırken yaptığı seçimin “kılıç” olduğunu doğruladı ve bunu küçük Payne’i kurtarmak için yaptığını da... Yani Podric Payne, hala hayatta.
- Karakterleriniz arasında bir seyahat arkadaşı seçmeniz gerekse kimi seçerdiniz?
Hedefe ve ne yapmak istediğime göre değişir. Eğer sadece gezi, manzara, farklı yerleri görmekle ilgiliyse Tyrion’u yanıma alırdım; asit yorumları (iğneliyici demek istiyor sanırım, söyleşi ispanyolcaydı, ben de otomatik sayfa çevirici kullandım) belli zamanlarda çok iyi olurdu. Daha romantik bir kaçış olacaksa da Daenerys’i alırdım çünkü eğlenceli olmasının yanı sıra çok güzel bir kadın.
- Kim daha seksi? Hayalinizdeki Daenerys mi yoksa Emillia mı?
Gerçek şu ki Emillia çok seksi ama farklılar. Benim için seçmesi zor çünkü ikisini de çok seksi görüyorum. Emillia düşündüğüm karakterin daha yaşlı bir hali. Kitaptaki Dany, cinsellik dünyasına girmiş bir genç kız ile küçük bir kız olma arasında değişiyor. Bazen bir kraliçecilik oynayan bir kız gibi davranırken, bazen de her açıdan tamamen işlevsel bir yetişkin gibi davranır. 23 yaşındaki Emillia 17 yaşında olması gereken (aslında 16) bir karakteri canlandırıyor.
- Westeros’ta ailelerin çok fazla çocuğu var, onları rahatça öldürebilmek için mi? Karakterleri öldürmeyi seviyor musunuz?
Bunu sevmiyorum ama bazen bunu komplo ihtiyaçlarıyla yapmak zorunda kalıyorum. Buna ek olarak ilham aldığım dönem Orta Çağ; o dönemlerde ailelerin şimdikilerden daha fazla çocukları olurdu çünkü kadınlar da çocuklar da sık sık doğumda ölürdü hatta çocuklarınızın ileride fazla yaşamayabileceğinizi bilirisiniz; kimisi erken yaşta kimisi biraz daha ileri yaşta ölürdü. Bu yüzden o dönemlerde çok çocuk olurdu. Ben de, her ne kadar bu bir fantezi de olsa, işime bunu yansıtmaya çalışıyorum, o dönemin şartlarına sadık kalmaya çabalıyorum.
- Yedinci kitabın ismi Kurtların Zamanıydı, bunu neden değiştidiniz?
Bu geçici bir başlıktı; bir isim seçmem istendi ve benim de aklıma ilk Kurtların Çağı ya da Kurtların Zamanı geldi ama hiçbir zaman sevmedim. Bir Bahar Rüyası daha iyi bir başlık.
- Ormanın Çocukları ile Ötekiler arasında göründüğünden daha yakın bir ilişki var mı?
Olabilir, olabilir. Hikaye devam ettikçe gelişecek bir konu, bu yüzden şu an bir şey söylemem (kendi de bilmiyor :D ).
- Jon Arryn’nın ölümünün LF ve Lysa eliyle olduğunu öğrendik, peki Sör Hugh’un ölüm emrini kim verdi? Cersei mi? LF mi?
İkisi de olabilir, kararınıza göre... Ancak bu, sadece bir Gregor olayı olabilir de. O cani ve acımasız biri, birini öldürmek için gerçek bir nedene ihtiyacı yok.
- Doran ve Mellario’un tartışma sebebi çocuklarını uzaklaştırma meselesi yüzünden ise Mellario neden Dorne’u terk etti? (Herkesin merak ettiği bir soru.)
İyi bir evlilik değildi. Yeni ve egzotik bir şeyin cazibesi nedeniyle evlendiler. Bazen cazibe en az beklediğiniz zaman olur. Uzak bir ülkenin prensi idi ve o da hayat dolu, çok çekici, çok farklı bir kültürden gelen bir kadın gibi görünüyordu. Dorne'a geldiğinde, Norvos'tan farklı olan, özellikle de çocukların başkalarına himaye edilmesiyle ilgili geleneklerin olduğunu görür. Bu ne siyasi bir evlilik, ne de büyülü bir evlilikti, sadece insan doğasının bir örneğiydi. Bazen ilişkiler iyi bir temel üzerinde başlar: tanışırsınız, büyük bir cinsel cazibe vardır, bir ilişki kurarsınız, evlenirsiniz ... ve sonra dört veya beş yıl içinde gerçekten ortak bir şeyinizin olmadığını fark edersiniz. Bir hata yaptınız ve yedi krallıktaki gibi boşanmanın yaygın olmadığı bir toplumda kolay çözümü olmayan bir durumdasınız... Bu sadece başarısız olan politik bir evlilik örneği değil, ayrıca aşk evliliklerinin bile başarısız olabileceğinin bir örneğidir.
Bazen Yedi Krallık'taki politik evlilikleri iyi gelir ve aşk için olan evlilikler iyi olmaz. Bazen bir çift birbirini sever ve sonra bir noktada sevmezler. Şehvetten gülüşmeler başka bir şeyden de gelişmeyen evlilikler vardır. İşlerin iyi gideceğine dair bir garanti yoktur ve bunun sonucu, hayal kırıklıklarının gelişmesi ve her insanın kendi yolunda gitmesi için yabancılaşmanızdır. Bu konuda Mellario'dan bir miktar acı var çünkü Dorne Prensi olarak Doran çocuklarıyla birlikte kalabildi ve Mellario, onları terk etmek zorunda kaldı (anladığım kadarıyla Doran, kadının çocukları alıp gitmesine izin vermemiş).
- Kitaplarda, krakenleri derinlerden uyandırabilecek bir boru hakkında hikaye var. Hiç kraken görecek miyiz?
Mümkün soruya şaşırmış görünür
- Ölü ulukurt ve yavrular hakkında... Bunlar eski ilahlardan bir hediye mi yoksa Bloodraven’dan mı? Bazıları ölü kurdun boğazına takılan geyik boynuzunu bir fs olarak görüp Stark-Baratheon çatışmasına işaret kabul ediyor.
Dostum, bu okuyucuların anlaması gereken bir şey. Eğer orada dikkatlice ince bir şekilde çalıştığım bir sembolse, bunun nedeni insanları düşündürmek için fikir verici olmaya çalışıyorum. Eğer görürseniz ve merak etmeye başlarsanız, bu bilerek yapılmıştır. Ama "Bu bir sembol! Bu bir sembol!" diye bağırmayacağım. Her okuyucu kendi okumalı ve sembollerin ne olduğuna ve ne anlama geldiğine kendileri karar vermelidir. Bu, karmaşık bir sanat eserinde yaptığınız işin bir parçasıdır, kasıtlı olarak yapılandırılmış ve nispeten belirsiz olan bir şey, böylece her okuyucu kendi sonuçlarını çıkarabilir.
- Jaqen, Kızıl Tanrı'ya ve başka yerlerde ateş tanrısına atıfta bulunur. R'hllor'dan mı bahsediyor? Arya'nın Yüzsüz Adamlar tarafından eğitildiğini gördüğümüzde, R'hllor onlar için özellikle önemli görünmüyor.
George bir an düşünür Eh, Jaqen’ın onu ne zaman andığına dikkat et; yakın zamanda neredeyse yanıyordu.
- İsyan sırasında neden Davos, Stannis’e yardım etti?
George güler Çünkü soğanı vardı! Ve kendi kendine şöyle düşündü: "Bunları en iyi fiyata nereden satabilirim? Onları King's Landing'e götürürsem bana soğan bedelini ödeyecekler ama onları açlık çeken insanlara götürürsem kesinlikle daha iyi ödeyecekler. "
- Varys ve Illyrio, Prens Doran ve Sör Willem Darry'nin yapmış olduğu nişan sözleşmesinin farkında mıydı? Ve neden Darry veya birisi Viserys'e ölümünden önce bu anlaşmayı söylemedi?
İlk soruya: hayır. İkincisi ise, Viserys karar verildiğinde olgunlaşmamış bir çocuktu ve bu bilgiye hazır değildi.
- Arthur Dayne, asil ve cesur bir şövalye olarak tanıtıldı. Jaime bile dehşete düşerken o nasıl Aerys’in acımasızlıklarını destekleyebildi?
Okumaya devam edin.
- İlk Daenerys, Daemon Blackfyre ve Dorne prensi arasındaki ilişkide neler olduğunu anlatır mısınız?
Daemon ve Daenerys'in aşık olmasına rağmen, kardeşi kral Daeron, sevgi meselelerinden daha çok devlet meseleleriyle ilgiliydi. Dorne ile uzun yıllar mücadele etmiş ve Yedi Krallığa taciz etmelerini engelleyemedikleri gibi onları Yedi Krallığa katamamıştı. Şiddetin başarısız olduğu yerde, belki de evliliğin düşmanlığa son verebileceğini fark etti ve böylece kız kardeşini Dorne prensi ile ittifak kurmak için kullandı. Bu politik bir evlilik, saf ve basit, Dorne ve Yedi Krallık arasında birliği garanti etmek için uygun bir evlilik. Ayrıca, kız kardeşini ki kendisiyle birkaç çatışması olmuş ve bir çok insanın tahtın gerçek sahibi olarak gördüğü piç erkek kardeşi yerine, Dorne prensine vermeyi tercih etti. Bu da Daemon’u ilk Blackfyre Taliplisi olmasına iten bardağı taşıran son damlaydı.
- Ejderhalarla Dansta, Brandon Stark’ın da Robert gibi kadınlara olan ilgisi hakkında daha fazla şey öğreniyoruz. Brandon'ın da piçleri var mıydı?
Brandon'ın çocuk sahibi olmadan önce öldüğünü söylemek abartı olurdu. Kitaplarda bakire olmadığı tespit edilmiştir. Ziyaret ettiği çeşitli yerlerde küçük snowlar bırakmış olabilir ama kesinlikle açık olan, meşru çocukları olmadığıdır.
- Meereen Düğümünün nasıl vuku bulduğunu artık biliyoruz. Asıl sorun neydi? Örneğin, Dany'nin çeşitli karakterlerle tanışma sırası mıydı, yoksa ejderhaları kim, ne zaman ve nasıl almaya çalışacağı mıydı?
Şimdi bir şeyler açıklayabilirim. Pek çok, birçok faktörün bir birleşimiydi: Xaro'dan Dany gemilerini vermek için teklifle başlayalım, reddedilmesi daha sonra Qarth'ın savaş ilanına yol açacaktır. Sonra şehri sakinleştirmek için Daenerys'in evliliği var. Sonra Yunkai ordusunun Meereen kapılarına gelişi var, çeşitli insanların yoluna çıkma sırası var (Tyrion, Quentyn, Victarion, Aegon, Marwyn, vb.) Ve sonra Daario var, bu tehlikeli kiralık kılıç ve Dany'nin onu gerçekten isteyip istemediğine dair bir soru var; salgın var, Drogon'un Meereen'e dönüşü var ...
Bütün bunlar havaya fırlattığım toplardı ve hepsi bağlantılı ve kronolojik olarak iç içe geçmişti. Drogon'un şehre dönüşü, farklı zamanlarda olduğunu keşfettiğim bir şeydi. Örneğin, Quentyn'in Meereen'e gelişinin üç farklı versiyonunu yazdım: biri Dany'nin evliliğinden çok önce geldi, biri daha sonra geldi ve diğeri evlilikten sadece bir gün önce geldi romanda olan da bu Ve bu farklı varış noktalarının diğer karakterlerin hikayelerini nasıl etkilediğini karşılaştırmak ve görmek için üç versiyonu da yazmak zorunda kaldım. Henüz gelmemiş bir karakterin hikayesi de dahil (Sonra da GRRM neden kitapları bitiremiyor, diyoruz :P ).
- Melisandre neden Stannis'i aradı? Onu alevlerinde gördü ve kendi başına aramaya mı karar verdi yoksa kırmızı rahipler adına bir göreve mi başladı? Rahipler tarafından gönderilen Moqorro ile karşılaştırdığınızda, sanki ikincisi gibi görünmüyor.
Haklısın, Melisandre kendi karar verdi, onun kendi gündemi var.
- Ejderha Kayası temelde volkanik bir ada ve bu nedenle, mağaralarına ne kadar derine girerseniz, o kadar sıcak olur ... ama derinliklerinde bu ısıya neden olan eski Valyri büyüsü olabilir mi?
Ejderha Kayası kalesinin nasıl inşa edildiğine ve bazı yapılarında taşın bir şekilde sihirle nasıl şekillendiğine bakarsanız ... evet, hala Valyria büyüsünün mevcut olduğunu söylemek mümkündür( Targların buradaki büyü yüzünden hastalanmadığı, ayrıldıkları için hastalanmaya başladıkları kuramım daha bir güçlendi :) ).
- Neredeyse her zaman birbirleriyle müttefik olmak isteyen aileler arasında evlilikler görüyoruz. Bu bağlam göz önüne alındığında, Tywin Lannister'in evliliğinin ilk kuzenle olması tuhaf görünüyordu ve hatta Tywin'in ne kadar pragmatik ve hırslı olduğunu düşündüğünüzde daha da tuhaf görünüyordu. Yoksa gerçekten bir aşk evliliği miydi?
Aşk olabilir ama ailenin kanını güçlendirmek için başka bir açık sebep var. Targaryenlar bu politikanın en uç örneğidir: sadece kanın saflığını korumak için aile içinde evlenirler ve böylece taht veya ailenin yönetimi için birkaç aday bulundurma probleminden kaçınırsınız. Beş erkek kardeşiniz varsa ve her birinin birkaç çocuğu varsa iki veya üç nesilden sonra kendinizi otuz potansiyel mirasçı ile bulabilirsiniz: Lannister veya Frey adında otuz kişi olabilir ve bu da çatışma üretir çünkü hepsi taht için kalıtsal kavgalara katılacaklar. Güller Savaşı'nın kaynağı budur; Taht için fazla aday, hepsi Edward III'ün torunları. Beş oğlunuz varsa ve bu tür bir problemden kaçınmak istiyorsanız, belki de en büyük oğlunun ilk doğan kızını üçüncü oğlunun çocuğuyla evlenmek o kadar da kötü bir fikir değildir; kavgalardan kaçınırsınız ve kan birleşik kalır, belki de Tywin'in evliliğinin amacı buydu. Belki Lord Tytos'un fikriydi hatta Tywin'in büyükbabasının fikri bile, evlilik ittifakının tam olarak hangi saatte yapıldığına göre...ancak notlarımı kontrol etmem gerekir çünkü hatırlayamıyorum.
- Valyria’yı görme şansımız var mı?
Belki ama kesin değil. Asıl soru geçmişteki mi yoksa şimdiki mi? (yukarıda vardı bu soru, evet. Kasıtlı tekrar ekledim çünkü adamın kafasındakini çözmeye çalışıyorum ama daha çözemedim. :D)
- Jaime, Diyar’ın tarihindeki en iyi kılıç ustalarından biri. Ned harika bir kılıç ustası denemez, daha çok yetkin bir kılıç ustası demek daha doğru olur, onun yeteneği başka yerde yatıyor. O daha çok iyi bir komutandır(ağabeyi iyi bir kılıç ustası).
(Bundan sonra yine bir İspanyolca çevirisi var ve yine oto sayfa çevirisi kullandım. Malum bu dili bilmediğim için olduğu kadar; çoğu genelde iyi çeviri görünüyor ama kelimelerde anlamsız kaçan noktalar vs. olabilir. Çok karmaşık, devrik olan; çeviriden emin olmadıklarımı çıkartıyorum yazıdan çünkü tamamen yanlış bir bilgi de verilmiş olunabilir, emin olamam.)
- İlk kitaplardan herhangi bir şey değiştirmek ister misiniz?
Ahm ... Bekle ... Neyi değiştirmek isterdim? Tyrion Lannister'ın ilk tanıtıldığı sahneyi değiştirmek isteyebilirim;Tyrion'un bir kapının tepesinden atladığı sahne; bu mümkün değil. O zamana kadar, böyle durumu olan insanlar hakkında çok az referansım vardı ve daha sonra fiziksel zorlukları hakkında daha geniş detaylar öğrendim. Yani bu değiştireceğim şeylerden biri.
- Dördüncü kitaptan, 'Peygamber' veya 'Kraken'in Kızı' gibi takma adlarla bazı bölümleri açığa çıkardınız. Bunu neden yapıyorsun?
Eh ... [Gizemli bir gülümsemeyle uzun zamandır düşünüyor] Bence en iyi bilim kurgu ve fantezi yazarlarından Gene Wolfe'yi tanıyor musunuz bilmiyorum.Eserleri bulmaca ve gizemlerle dolu ve söylediklerine çok dikkat etmeniz gerekiyor.Bir gün ona sorduğumu hatırlıyorum: “Bunu neden kullanıyorsun? Bunun ötesinde daha derin bir neden var mı? ”Ve başlangıçta hiçbir şey söylemedi. Sadece ironik bir şekilde gülümsedi ve bana dedi ki: “Bunun ne anlama geldiğini düşünüyorsun?” Ve ona teorilerimi söyledim.Sonra şöyle cevap verdi: “İlginç…” [Gülüyor].Benden kurtulmak istediğin tek şey bu, ama bunun bir kaza olmadığını söylemeliyim [Gülüyor].
- 2012 yılında 400 sayfasını yazmış kitabın ama ancak 200 tanesi tam manası ile bitmiş (son gözden geçirmelerle yani). Bu durumda şimdi sona gelmiştir inşallah. :)
- Kitabın sonunda herkesi memnun etmeyeceğini biliyorsun, değil mi?
Tabii ki bazı hayranlarımı hayal kırıklığına uğratacağım çünkü nihayet tahta çıkacaklar hakkında teoriler yapıyorlar: kim yaşayacak, kim ölecek… ve hatta romantik eşleşmeleri hayal ediyorlar ama bu fenomeni Rick Nelson'ın sözlerini tekrarlayarak yaşadım: “Kimseyi memnun edemezsin, bu yüzden kendini memnun etmelisin”. Bu yüzden son iki kitabı yapabildiğim kadar iyi yazacağım ve okurlarımın büyük çoğunluğunun bundan memnun olacağını düşünüyorum. Herkesi memnun etmeye çalışmak korkunç bir hatadır; Ben okuyucularınızı kızdırmanız gerektiğini söylemiyorum ama sanat bir demokrasi değildir ve asla bir demokrasi olmamalıdır. Bu benim hikayem ve rahatsız olan insanlar dışarı çıkmalı ve kendi hikayelerini yazmalı; okumak istedikleri hikayeleri.
- Hayran forumlarından uzak durmaya çalıştığını çünkü insanların olanları tahmin ettiğinde hikayeyi değiştirme güdüsü devreye giriyor ama onca ipucunu verdikten sonra bunu yapmanın doğru olmayacağını ve bunun hikayeyi de mahvedeceğini bildiğinden bakmamak en iyi seçenek. “Kitabı o kadar ipucuyla doldurduktan sonra değiştirmek beni yalancı yapar, ben yalancı değilim” diyor(Ama karısı giriyormuş forumlara :P ).
- Sen kötü bir yazarsın çünkü birçok ana karakteri öldürüyorsun. Bununla nasıl başa çıkıyorsunuz?
Şey… Okuyucularımın okuduklarına duygusal olarak katılmalarını istiyorum. Uzaktan okumayı sevmiyorum ve onların gerçekten dahil olmalarını istiyorum ve eğer korkunç şeyler olacaksa; Korkmalarını istiyorum. Bunu yapmanın ötesinde herkesin ölebileceğini belirtmek istiyorum. Benimki, kahramanın güvende olduğunu bildiğiniz, diğerleri gibi tahmin edilebilir bir kitap değil. Kahramanın ne kadar sorun yaşarsa yaşasın, karşılaştığı ihtimaller; o gelecek, çünkü o ... o John Carter, o kahraman. Gerçek hayatta böyle değil ve kitaplarımda gerçekçi olmak istiyorum, bu yüzden kimse kitaplarda güvende değil. Bir yazar olarak amacım her zaman güçlü bir kurgu hikayesi yaratmaktı. Okuyucularımın kitaplarımı ve rahat bir koltukta otururken geçirdikleri harika zamanı hatırlamalarını istiyorum.
- Ama Buz ve Ateşin Şarkısı'nın kahramanı kim ?
Bilmiyorum. Herkes kendi hikayesinin kahramanı ... ve bir düzineden fazla bakış açısı karakterim var ve hepsi kahraman …
- Kitaplarınızın bir başka ilginç yanı da bize Kızıl Tanrının alevleri, Yüce Yürek Hayaleti'nin sözleri veya Ölümsüz Evi'nin vizyonları aracılığıyla birçok ipucu vermenizdir…
-Güler- Onlar spoiler mı? Onların ne demek istediğini anlamak için çok dikkatli bir şekilde bakmanız gerekir. Hepsi de göründüğü gibi değil. Kehanetler beklemediğin şekillerde gerçeğe dönüşürler.”
- Elbette bize yardım etmek için verdiğiniz tüm kehanetlere rağmen hikaye çok öngörülemez …
Kehanetler, kabzasız kılıca benzer, çok dikkatli tutmak gerekir.” diyor ve kehanet işinin kitaba ilginçlik katacağına ama çok belirgin bir mana ile yahut çok kolay anlaşılır şekilde bunu yapmak istemeyeceğinden bahsediyor. Kehanet için Güller Savaşında yaşamış bir lordu örnek veriyor. Beyaz Kule’nin altında öleceğine dair bir kehanet duymuş ve ondan sonra o kuleye bir daha yaklaşmamış; savaşta öldürülüyor ve öldüğü yer de o kulenin resminin olduğu yerdir. “Kehanetler beklemediğin şekillerde gerçeğe dönüşürler.” diye bitiriyor. “Kehanetler beklenmedik şekillerde gerçekleşir. Onlardan ne kadar kaçınmaya çalışırsanız, onları o kadar çok gerçeğe dönüştürürsünüz ve ben bununla biraz eğlenirim.”
- Yani her zaman beklentilerimizi hayal kırıklığına uğratmak istiyorsun, değil mi?
Evet, her zaman niyetim buydu: okuyucunun beklentileri ile oynamak. Bir yazar olmadan önce çok iddialı bir okuyucuydum ve hala öyleyim ve çok öngörülebilir grafikleri olan çok sayıda kitap okudum. Bir okuyucu olarak aradığım şey beni memnun eden ve şaşırtan bir kitap. Ne olacağını bilmek istemiyorum. Benim için hikaye anlatımının özü bu ve bu nedenle okuyucularımın artan ateşle sayfaları çevirmelerini istiyorum: sonra ne olacağını bilmek. Çoğunlukla fantezi türünde, kahramana sahip olduğunuz ve o seçilmiş olan birçok beklentisi var ve her zaman onun kaderi tarafından korunuyor. Kitaplarım için istemedim.
- Serinin ismi neden Buz ve Ateşin Şarkısı? Sur ve ejderhalar ve ötesi için mi?
Bu bariz bir şey ama evet, bundan fazlası var. İnsanlar Robert F.’in şiirinden etkilendiğimi söylüyor, doğru. Ateş aşk, tutku, cinsel şevk ve diğer şeylerdir. Buz ihanet, intikam ve buz… biliyorsun, insaniyetsiz bir soğukluk ve kitaptaki diğer şeyler.
- Bana biraz kadın karakterleri hakkında konuş, çünkü onlar çok çeşitli ... Lady Catelyn, Kraliçe Cersei, Asha Greyjoy, Melisandre, Tarth Brienne ...
Şey ... Farklı olmalılar çünkü farklı yaşam deneyimleri olan farklı kadınlar. Tüm kadınların aynı olduğuna inanmıyorum, erkeklerin hepsi aynı değil. Bence “tüm kadınlar… boş olanı dolduruyor” gibi yaptığınız herhangi bir ifade yanlıştır. Bu tür genellemeler sizi her zaman sıkıntıya sokar, bu yüzden kadın karakterlerimi Westeros'un Yedi Krallığı gibi cinsiyetçi ve ataerkil bir toplumda bile büyük çeşitlilikte sunmak istedim. Kadınlar farklı roller ve farklı kişilikler bulabilirler, bu yüzden farklı yeteneklere sahip kadınlar bir toplumda kim olduklarına göre çalışmak için yollar bulabilirler.
- GRRM savaş karşıtı biri ama “mutlak pasifist” biri kesinlikle değil.
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.07.15 10:10 vez_ko Röportaj #2 u/Bayezido29

Sizlerin gönderdiği sorularla bu röportajın konuğu u/Bayezido29. Bir sonraki röportajda görmek istediğiniz reddit kullanıcısını lütfen yorumlarda belirtiniz.
+Evet Bayezido29 öncelikle hoş geldin.Hazırsan sorulara başlıyorum.
-Başla.


+Siyasi görüşlerine karşı olan subredditlerden banlanman hakkında ne düşünüyorsun?
-Tabi herkes kendi çiftliğinde ötsün diyenlerle son zamanlarda rastlıyorum. Bu zihniyet tuhaf. Kurallara aykırı davranmamama rağmen perma yediğim sublar var. Maalesef ki bir tanesi de bu sub :/ Umarım bu durum son bulur.


+Kurallara aykırı davranmadığını ve buna rağmen subredditlerden banlandığını söyledin fakat aynı eylemi kendi subredditinde kuralları çiğnemeyen kullanıcıları size cevap vermesine izin vermeden direkt neden banlıyorsunuz?
-Kendi subumda Kural ihlallerine ban veriyorum yalnızca, hakaret varsa, asılsız bilgi varsa, küfür varsa vs vs. Ancak bu subda da gördüğüm bir iftiradan da bahsedeyim; birisi bizim subda yorumlara Kadir Mısıroğlu hakkında iftira ve hakaretlerin bulunduğu bir yazarın yazısını atmış, ben de buradaki hakaretlerden dolayı perma verince adaletsizlikle suçlandım, lakin o posta attığı başka bir yorum daha var, ona da isteyen göz atabilir (paragrafı sildim), orada ihanetle, hainlikle suçlamış, ben de o iftiraya bizzat kendisinin verdiği cevabı attım ona. Ayrıca yine bir haksızlığımız varsa bana belirtebilir herkes. Kontrol ederim.


+İdeolojin nedir?
-Bir Müslüman olarak dinimle tamamen paralel bir ideoloji olmadığından dolayı sadece "İslam" diyebilirim.


+İlgi çekmek mi istiyorsun yoksa bir troll musun?
-İlgi çekmek isteğim asla olmadı, redditi diğer gençler gibi düşüncelerimi paylaşmak için kullanıyorum. Trollükle alakası da yok, bu son zamanlarda sık kullanılan yaftalama ifadesi sadece, değer kıymet bile vermiyorum.


+Reddit'de linç yemene rağmen neden hala reddit'de bulunuyorsun?
-Tabi Reddit'in ortamı belli, ben de burada farklı bir cephe başlattım. Linç yemem çok normal ama bu vazgeçeceğim ya da gideceğim anlamına gelmiyor. Reddit en sevdiğim sosyal medya platformu.


+Siyasal İslamcı bir tutum uluslararası siyasette etkili olabilir mi?
-Siyasal İslamcılık, uluslararası rekabete artarak olup, dış pazarı iyi yönetmeyi gerektirir. Tabi çok ayrıntılı bir konu, siyaset konusunda İslamın uygunluğu aranması gerekir. Ancak bu konunun bilinmemesi, tamamen eğitim sorunumuza dayanıyor. Her türlü siyaset ideolojisini, ekonomi ideolojilerini gören gençlerimizin bu konular hakkında zerre bilgisi yok ve hakkında atılan uydurmalara kanıyor. Bunda devletin de suçu var tabi, bu konuda benim gibi gençlerin eğitim görmesi gerekir.


+Ayasofya'nın ibadete açılması hakkında ne düşünüyorsun,ekonominin gidişatını geri plana atmak için mi yapıldı,gelecekte gerçekleşecek olan seçimlerin olası sonucunu etkilemek için bir politik hareket olduğunu düşünüyor musun?
-Açık söylemek gerekirse Ayasofya'nın başından beri ibadete açılmasından yanaydım. Bu genel olarak Müslümanların istediği bir şeydi. Hakkında antlar bulunan ve atamızdan emanet olan bu değerli sembolü hakkımız gereği cami yapmamız yerinde ve gayet normal bir hizmet. Ancak bu konu siyasete alet edildi, politik bir konu değil, tabi işin illa politik yanları var ama bunlar bu konuyu siyaset konusu yapmıyor. Bu konunun siyasete karışmasında herkesin hatası var (yani her partinin) ama uzun süredir planlanan ancak şiddetle karşı çıkılan bir durumdaydı bu hizmet. Bu zamana nasip oldu ve açıldı, çok şükür. Vesile olanlardan Allah razı olsun, vesselam.


+Netflix ve sosyal medya uygulamalarının kısıtlaması kanunu hakkında ne düşünüyorsun?
-Yani gençlere muhalefet çok gaz verdi bu konuda maalesef, herkes kapatılacak diye sövmeye başladı, alınan kararlar bence uygun, Fransa sosyal medya suç yasasında bulunan hükümler ve zaten kalıplaşmış hükümler, devlet sosyal medya denetiminde (denetim devletin genel sorunu) hassastı ve zayıftı, simdi taşlar yerine oturdu. Gayet uygun ve olumlu bir karar.


+Ne iş yapıyorsun?
-Öğrenciyim, Kendi ilimdeki Fen Lisesinde son sınıfım, ek olarak aralıklarla fırsat buldukça işte çalışırım (İnşaat, bahçe işleri vs.)(Avare adam değilim) :D


+Röportajı akşam üzeri yapmamızı istemiştin inşatta çalışacağını söylerek. İnşaatta çalışmana rağmen ülkenin ekonomisini,doları,enflasyonu ve işsizliği nasıl yorumluyorsun?
-İnşaatta hobi olarak amcamla harçlık amaçlı çalışıyorum, maddi durumum idare eder, kimseye muhtaç değiliz. Ancak ekonomide piyasadaki büyümeyi es geçerek yanlış bir eleştiri anlayışıyla kimse ekonomiyi eleştirmemeli, bu ön yargı olur, tanı hatalar kusurlar var, Türk lirası konusunda, dediğin gibi enflasyon konusunda, işsizlik konusunda ise devlet kendi işsizlik yapıyor. Öğrenciler sayılmasa da ev hanımları işsiz sayılıyor. Bunlar Avrupa'da sayılmaz. Ekonomi yalnızca dolara bağlı değil, mesela gezi olaylarında rakamsal mânâda piyasada Türkiye ekonomisinin rakamları çok düştü, ama dolar 2 kuruş arttı, devlet 1,5 milyar borca girdi. Şimdi dolar iki kuruş arttı diye hiçbir şey olmamış mı oluyor? Yani bu konuda ön yargılar var ama devletin de hataları çok. InşAllah hata yapılan konularda da düzenlemelerle gelişmeler yaşanır ve piyasadaki gibi büyüyen bir ekonomi oluruz.


+Son seçimlerde kaybedilen büyük şehirler hakkında düşüncelerin nedir,Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaşı başarılı buluyor musun?
-Ekrem Imamoğlu'nu fazla söz konusu edip hükümet de yanlış yapıyor, hatalarını söze getirip coşartıyorlar, tabi Istanbul genel olarak kötüye gidiyor bu sabit ama devlet bu konuda biraz sakin kalmalı, Istanbullu görecek zaten en sonunda herkes sakin olsun, Tevfik yeterli sen niye giriyorsun konuya .d
Mansur Yavaş da Ankara'da bir miktar iyi hizmeti var, ancak Ankara da genel olarak kötüye gidiyor. Hizmet konusunda eksikleri çok, ancak halkın Akp'ye husumetinden yeni adam görmek istemelerine bağlı, halk "Yine kontrol akpde olsun" dercesine meclislerde akp çoğunluğu sağladığı için akla ziyan icraatlar geçmiyor. Akp bu belediyeleri bir nebze kurtarıyor diyebiliriz.


+Zamanında Erdoğan'ın iki yaveri şimdi de muhalifi olan Ali Babacan ve Davutoğlu hakkında ne düşünüyorsun?
-Fetö terör örgütünün akp içine girip kullandığı büyük kozlar. Fetö açıkça amerikaya bağlı ve amerikanın istekleri doğrultusunda adamlarını yönetiyor. Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu bu konudaki baş oyun taşları, bunlar akpyi bölüp dindar yaygarasıyla oy toplama ve chp ile de organize olup, sonuç olarak yine akpyi devirme oyununa alet olmuşlardır. Bunların rezaletini görmeyip gelecek partisine vs kayanlar var gerçekten. InşAllah bu plan tutmaz.


+Akp gençlik kollarına üye misin?
-Hiçbir partiye ya da cemaate bağlı değilim, akp gençlik kollarının benim yaşadığım şehirde bir kurumu vs var mı onu bile bilmiyorum.


+Diyelim ki AKP kaybetti sokağa çıkıp RTE’yi savunur musun?
-Savunurum, lakin sokağa çıkıp değil (.d) Ki şuan hükümet onlarda diye savunduğum falan yok, zaten akpyi ne olursa olsun savunan biri de değilim, ancak hakkında atılan iftiralara vs. karşı çıkan biriyim, hatalarını da bir çok kez dile getirmişliğim var zaten.


+Uslanmaz bir "TAYYİPÇİ" misin,başka bir partiyi benimseyebilir misin?
-Dediğim gibi uslanmaz ve eleştirmeyen bir yapım yok, eleştiririm lakin "Fetöcü akp" "Terörist akp" "yıkımcı akp" gibi söylemlere şiddetle karşıyım ve aksini yalansız bir şekilde savunurum.
Tabi ki de akp dünyadaki tek ve en iyi parti değil, daha iyisi, daha çok hizmet edecek ve daha samimi bir parti olursa başka partiye daha yakın olabilirim. Dediğim gibi akpli sayılmam tamamen, ancak yakınım.


+Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'ye yararları nedir?
-Burada 21 yılı ya da onun İstanbul dönemini filan anlatamam, lakin şunu söyleyeyim ki Türkiye Cumhuriyetini şuana kadar en çok geliştiren ve en çok hizmet eden bu şahıs ve partisi, ekibidir.


+Recep Tayyip Erdoğan'dan sonra başa gelmesi gereken kişi kimdir?
-Şuanda bir erken tahmin yapamayacağım, ancak RTE'den daha iyileri, daha zekileri, daha ilerici olanları dolusuyla var, bunları önce kendini keşfetmesi, sonra bu işe başlaması, sonra da halkın bunu keşfetmesi lazım. Ancak daha ne vatanseverler var, daha ne siyasetçiler çıkacak bir gençliğimiz var.


+Ak parti iktidarının muhalefete saygısızlık ederek,kendi fikirlerine uymayan ya da kendisiyle uzlaşmayan kişileri terörist,fetocu veya vatan haini diyerek nitelendirilmesi hakkında ne düşünüyorsun?
-Aslında bu tam olarak böyle sayılmaz. Muhalefetteki fetöcüler bir bir açığa çıkıp kendini belli ediyor, bu doğru ama akpliler bunların tümünü bu yüzden yargılamıyor. Mesela referandumda "Hayır" diyenler fetöcü haindir, ya da teröristtir diyen birileri var sanırsam akp cephesinde, yalnız bunu tüm akpye yığmak da doğru değil. İşin doğrusu, hayır diyenlerin arasında fetöcüler, teröristler var diye, tüm hayır diyen vatandaşlar da mı terörist fetöcü oluyor. Bu cok saçma, ve soruda belirtildiği gibi de saygısızca, ancak bunu yapanlara ithafen bunu söylemeli, yoksa eleştiri hedefinin yaptığını yapmış olursunuz.


+15 Temmuzda nerede ne yapıyordun?
-O zaman evdeydim ve gece o saatlerde tam uyumak üzereydim televizyonun başında ailemle, darbe olduğunu öğrendim her kanalda yayınlanmasıyla, velilerim derhal meydana çıktı ve ben de kardeşlerime göz kulak olmak için evde kaldım, sonraları beraber çıktık zaten meydanlara ama benim yaşadığım küçük şehirde bir olay yaşanmadı.


+T.C tarihinde ülkeyi en iyi yöneten kişi kimdi?
-Tarihini ve bugünü sayarsak Rte demek zorundayım, gelişme durumunu göze aldım.Yakın tarihten kasıt ise Turgut Özal diyebilirim.


+Ezanlar Türkçe okutulmalı mıdır?
-Ezanlar Türkçe okutulamaz. Her şey asılıyla güzeldir ve aslından çıkarılmamalıdır. Aksi hatadır.


+Laiklik hakkındaki düşüncelerin nelerdir,devletin dini olur mu?
-İslam toplumsal kurallar ve kısıtlamalar içermektedir. Islam bize devlet hükümleri konusunda da belli sorumluluklar ve kısıtlamalar getirmiştir. Islam bütün olarak kabul edildiğine göre, laiklik Islama ters düşmektedir.


+Ülkede şeriat olmadığı için kendini rahatsız hissediyor musun?
-Evet, kendimi rahatsız ve sorumlu hissediyorum. Benim sorumluluklarımdan biri de ülkemde Şeriat ile hükmedilmesidir. Ancak bu konuda öncelikle ön yargılar silinmeli, gerekli eğitim verilmeli, maalesef de bu konuda çok geriyiz


+Lgbtq hakkında ne düşünüyorsun?
-Lgbt her haramın da olduğu gibi bir sapkınlık türüdür. Nasıl zina haramsa, cinayet, tecavüz haramsa bu da toplum ahlakını bozan, kişi ahlakını da yerle bir eden bir haramdır. Toplumsal yanına bir örnek vereyim, mesela hayal edin ki "Love is love" hisler serbesttir ilkesinden yola çıkılarak bu normalleşiyor ve propagandalarına, gösterilerine vs. izin veriliyor, böylece haram normalleştirilmiş, toplumun ahlaki çöküşü de hızlandırılmış oluyor, sonuçta bu eşcinselliğin normalleştirilmesinin devamında ölü sevicilik, pedofili ve diğerleri de yine aynı ilkelerden dolayı serbestleşiyor ve yaygınlaşıyor, bu durum toplumsal bir çöküştür ve kıyameti getirecek azabın baş sebeplerinden olacaktır. Işte bu yıkımın yaşanmaması ve toplumsal ahlakın korunması amacıyla Islamın yasak kıldığı bu haramın yayılmasına, propaganda ve yaygarasının yapılmasına bir Müslüman olarak kesinlikle karşıyım.


+Çocuk evliliklerini doğru buluyor musun,bu konu hakkındaki düşüncelerin nelerdir?
-Önceki cevabımda belirttiğim gibi yine toplumsal yıkıma uğratacak bir bela olduğunda aynı şekilde karşıyım. Eşcinsellikle ilgili görüşümle aynı görüşteyim.


+Çocuğun eşcinsel olsa tepkin ne olurdu,çocuğu eşcinsel olan evebeyinlere ne tavsiyede bulunursun?
-Gerekli psikolojik, ruhsal desteği versinler, uzmanlara götürüp bu sapkınlıktan kurtulmasını sağlasınlar. Çözülmeyecek bir sorun değil, ben de bunları yapardım. Sert tepki uygun değildir, geri tepebilir.


+İleride oğlun baba ben ateist oldum derse ne yaparsın?
-Tabi ki yine sakin ve düstürlu bir biçimde Islamı anlatırım, bu eğitimsizliğin sonucudur, gerekli eğitimi (bundan önce aldırmadığımdan belli) almasını sağlarım ve bu konuda daima baş danışmanı olurum. Ancak inşallah oğlum ya da kızım aklı başında ve araştırmacı bir yapıda olurlar da böyle sapkınlıklara düşmezler.


+İleride siyasete atılmayı düşündün mü hiç?
-Yani siyasetin içi pek temiz değildir, yalan dolan, başkasının üstüne basarak büyüme (ancak bu şuan ilerlemek için bazılarının sınandığı durumlar) yani bana göre değil diyebilirim şimdilik ama belli olmaz.


+Ak partiyi yerden yere gömen u/KumuriBey'i neden mod yaptın?
-Kendisini tanıyan ve bilen biriyim, kendisiyle konuşup anlaştık ve verdim.


+Sevdiğin kadın kapalı değilse evlenmekten vazgeçer misin?
-Hayır tabi ki, gönül bu (tabi yanlış anlaşılmasın nefsani arzuları kontrol etmek ve haram kısımdan uzak kalmak önemli) ille konabilir. Bu ayıp değil, böyle bir şey düşünmem, evlilik gönül birlikteliğiyle olmalı açık kapalılıkla değil.


+Türkiye'de yaşamanı sürdürmek yerine bir Avrupa,Amerika veyahut Arap yarımadasındaki bir ülkede yaşamak ister miydin?
-Hayır, çünkü ben memleketim için çabalamak istiyorum, (başka ülkelere gurbete giden bazı kardeşlerimi müstesna tutarım) ziyaretler olur ve olacaktır, bu doğal bir şey, yalnız başka ülkede kafamı koyup yan gelip yatmak istemem açıkçası.

+ turkey ve svihs hakkında ne düşünüyorsun?
-Ben ilk linçimi turkey de yedim, ama ortamını bilmeme rağmen bu kadarını tahmin etmezdim. Dini bir konu açılmıştı, Islama iftira atılıyordu (ingilizce şekilde) ve ben de aksini söyleyip reddettim, sonrasında dolusuyla insanla bu konular hakkında çok uzun bir tartışmaya giriştim, bu kadar fazla tepki alması zoruma gitmişti ama ingilizce uzun uzun tartıştığım bir çok kişi olmuştu, kendilerinde kaldı iftiraları o ayrı ama ilk olması açısından şaşırtmıştı.
svihs konusunda ise zaten Islam karşıtı bir sub, benim islam da yahudiler hakkında yazdığım kısa bir yorumu da kullanmaları hoşuma gitmemişti, zaten tuhaf bir şekilde hedef gösterdikleri birkaç post vardı, bunlarda da birçok tartışma vs yaşandı ama bu tür sublar çoğunlukta, benim deliler diye bir sub kurmam da buradan çıktı.

+Kadir Mısırlıoğlu'nun en sevdiğin sözü?
-"Aziz gençler, haddinizi bilin, hakkınızı da bilin! Ezik olmayın! Siz bir Cihan Imparatorluğu'nun varisisiniz! Dünyaya o gözle bakın!"
Bir çok sözü var ama en çok hoşuma gidenlerden biri bu.


+Necip Fazıl Kısakürek'in en sevdiğin şiiri ve neden sevdiğin?
-Kaldırımlar, kendisi zaten kelimelerle adeta oynayan ve müthiş bir ustalıkla dizen bir şairdir, fikir adamıdır. Sevdiğim yanı ise diğerlerinde farklı gördüğüm edebi ve ruhsal dokunuşlar.
Tabi şiir bu herkesin görüşü sevdiği düşündüğü başka olabilir. Nazım da değerli bir şairdir mesela.
*Nazım Hikmet


+Müslüm Gürses dinlerken kendine jilet çektin mi?
-Güzel bir soru, ancak pek dinlemem bu tür müzikler, dinlediklerimi de beğendim, içinde de yaşıyor gibi söylüyor. Jilet ise kullanmam .d


+Menemeni yumurtalı mı yersin yumurtasız mı?
-İkisini de severek yerim .d


+En sevdiğin PS4 oyunu?
-Pek oyuncu da değilim fakat Ps4 'de GTA5 diyebilirim. Oynadığım az oyun var ve sevdiğim 4 oyun oldu küçüklükten beri, Mound and Blade, GTA, PES ve Age of Emires.


+Röportajımız burada son buluyor.Katıldığın için çok teşekkür ederim, son olarak bu soruları sana gönderen kullanıcılara ne söylemek istersin?
-Tabi ki, aslında söylenecek çok şey var fakat kısaca bahsedeyim. Dini konularda araştımanız için her türlü kaynağı irdeleyip tartışan Youtube kanalı 'Kafile'yi, dini konularda sorularını bu kanalın düzenlediği yayınlarda vs sorabilirler ve "Kırmızı Asa" serisini, onun analizlerini, soru cevaplarını, canlı yayınlarını izleyebilirler. Ancak ısrarcı olup inatlaşsınlar ki bu tahkiki imana girmelerine vesile olsun. Siyasi müesseselerde ise her fikirden haber sitelerini takip etmeleri yeterli aslında, ama bir çok gazeteci de dahil. Görmelerine yetecektir. Tarihi konularda bir çok tarihçi var, mesela tarih okumaktan sıkılan kardeşlerime Yavuz Bahadıroğlu'nun tarihi romanları iyi gelir. Sonrasında belgeli kitaplara yönelip öğrenme devrine geçsinler, bu konuda da mesela yine Yavuz'un Resimli Osmanlı Tarihi kitabı iyi bir özet, Selçuklu Sultanlarının biyografi serileri, eski dönem tarihi konularına baksınlar, yakın tarihte de doğrudan kaçmayacak olan kardeşlerim Belgelerle Gerçek Tarih'i okuyabilir. Yakın tarih konusunda tek kaynak Kadir Mısıroğlu değil, Çamdarlı da var. Bardakçı'yı da okuyabilirler, ya da Anapalı'yı. Sözü daha fazla uzatmadan, öncelikle ben teşekkür ederim, hepinize saygı ve selamlarımı iletip hepinize esenlik dilerim.
*Çandarlı



önceki röportaj
sonraki röportaj
Bir sonraki röportajda görmek istediğiniz kişileri lütfen yorumlarda belirtiniz.
ShitpostTC Moderation Team
submitted by vez_ko to ShitpostTC [link] [comments]


2020.02.23 08:38 bariscsknr Bohem Bir İlişkinin Yıkıcı Ayrılık Parodisi - 2. Perde (TRAGEDYA)

OLAY BİR EVDE GEÇMEKTEDİR. K KADIN, B ERKEKTİR.
K - Burçlar kaymış amk, yengeç ne ya? Allahın histerik burcu. Bugün hiçbir iş doğru gitmez mi? Hay böyle işin ta içine..
B - Benim E'nin burcu da yengeçti. Belli oldu şu aralar senin de neden böyle göt olduğun. O da az göt değildi. Benzediniz birbirinize.
K - Oğlum esas sen götsün ki göt gibi ortada kalıyorsun her seferinde. Kaşınma, insanın damarına basıyorsun. Ben de acımasız olacam, salağa bak E ile kıyaslıyor beni.
B - Ne yaptığının farkında olmak da güzel bir şey tabi.
K - Ben bir şey yapmadım valla, yara kaşıyan sensin. Bırakmıyorsun kabuk bağlasın. O kadar kaşırsan, sonunda kanar böyle. Bence sen yaptığının farkına var biraz. Hala kendin yapıyorsun, sonra karşı tarafa adilik yapıyor gibi hissettirmeye çalışıyorsun. Hasta mısın lan sen, doğru söyle?
B - Yaptınız yaptınız, hepiniz yaptınız. Önce kolay olan benim yanımdı, kaldınız. Zor olsaydı başta giderdiniz. Sonra benden daha kolay olan bir yer buldunuz, oraya gittiniz. Ne de olsa artık B'ye ihtiyacınız yoktu. Yeni destekçileriniz, yeni sosyal çevreniz olacaktı. Hepiniz yolunu bulunca, göt gibi bıraktınız.
Kabul edin, böyle bir götsünüz siz işte ve hayatınızı da kendiniz gibi götlerle geçireceksiniz. Çünkü size değer verip musamma gösterenler, kalpleri kırılmış ve yorulmuş bir şekilde, sizi hayatlarından sonsuza dek siktir edip, atacak.
K - Sen mi bana değer verdin, yuh!! Sen değer veriyorsun da canım, hiç karşındakine bunu gösterme, gönlünü hoş tutma gereği duymuyorsun. Herkes senin isteğin zaman, sana istediğin gibi davranacak. Senin tavır bu yani, kusura bakma.
Ha kendini de kandırabilirsin tabi. Bu kadınlar sana ihtiyaç duydu, sonra başka birilerini buldu gitti diye.
Sosyal çevrenin desteklemesine gelince, artık sana diyecek lafımın kalmadığı son nokta. Kör müsün lan sen? Beni destekleyen bir sosyal çevrem var gibi mi görünüyor o taraftan.
Ayrıca yine diyorum, başkalarının mutsuzluklarını kendine mutluluk edinirsen, kendine başarı sayarsan esas sen mutsuz olursun. Bunu kendine yapma. Es kaza başarılı, mutlu falan olurum sonra kahredersin kendini.
B - Bana kimse ihtiyaç duymadı. Ben ihtiyaç duyulacak biri değilim. Ama benim yanımda kalmak senin kolayındı, sonra oraya gitmek daha kolay oldu. Yani buradayken de kendini düşünüyordun, giderken de kendini düşündün. Hatta benimle eve çıkarken bile, içten içe kendini düşündün. Onun için insana değer vermekten bahsetme.
Son olarak başkalarının mutluluğu veya mutsuzluğu üzerine kendimi bir duyguya sokacak değilim. Mutlu olmaktan bahsediyorsun, insanlarının mutluluk anlayışları görecelidir. Ama benim mutluluk anlayışımla zaten mutlu olsaydın bu durumda olmazdın ki senin mutluluk anlayışın beni ne kıskandırır ne de kahreder, sadece acırım.
Ben en kötü, en sefil halimde bile mutlu oldum, kimseye de ihtiyaç duymadım. Hatta en kötü, sefil ve yalnız halim mutlu olduğum yegane yerdi. ama sen her zaman mutlu olmak için bana veya bir başkasına ihtiyaç duyacaksın.
K - Ben tabiki de kendimle ilgili şeyleri her zaman düşünüyordum. Ama içimde seninle ilgili olan çelişkilerin sebebi, tamamen senin davranışlarındı.
Ben seni ailem gibi görecek bir aşkla, bir bağlılıkla sevmek istedim. Güzeli, değerlisi buydu çünkü. Ama sen buna karşılık vermedin. Üstüne basa basa söyledim, düzeltilmesi gereken şeylerin ne olduğunu biliyorsun.
Bana sevmeyi bilmeyen kadınlar tarafından terkedilmiş ıssız adam tribi yapma. Ben nasıl sevdiğimi ve nasıl sevilmek istediğimi çok net ortaya koydum ve senle ilk eve çıktığım gün de adım gibi emindim ne gibi sorunlarımız olacağından.
Yanlış anlama asla sen suçlusun demiyorum. Benim de hatalarım vardı, kimin olmaz ki. Ama bazı konular vardı ki senin içine işlemiş, ne yaparsam yapayım o konularda değişme ihtiyacı hiç hissetmedin. İçten içe sen de biliyorsun ne gibi konular olduğunu. Çok konuştuk çünkü, çok da kabul ettin bazı şeyleri, kabul etmesen de anladın, hak verdin.
Beni içten pazarlıklı olmakla suçlayamazsın. İlişkinin her köşesinde sana duygularımı, düşüncelerimi açtım. Açamadığım zamanlarda da sen aylarca sustuğun ve beni ittiğin içindi. Kendimce bi yola girmek zorunda kaldım. Kısacası senin gibi yalnız hareket ettim hayatta. Yani ben fiziken evden çıktım diye terketmiş falan değilim. Daha önce de söyledim. Sen beni baştan terkettin zaten.
"Aldattın beni kendi kendinle, mecburi hizmetteyken ben yaşam bölüğünde" ve ben hala seninleyken, bazı güzel günlerimiz hariç, sıklıkla olduğu gibi tek kişiyim.
B - Bunu söyleyin sen olması çok komik. O zaman ben de sana şöyle diyim ''zaman aralığını süpürmeyi unutma ben yokken"
K - Birbirimizin ihtiyaçları var. Sevme ve sevilme ihtiyaçlarımız, iletişim kurma ihtiyaçlarımız, kendimizle iletişim kurulması ihtiyaçlarımız ve tarzlarımız gibi. Soru şu; iki taraf da bu ihtiyaçlara ve tarzlara özverili bir şekilde karşılık vermeye razı mı? Yoksa herkes oturduğu yerden, benim istediğim olsun mu diyecek, sıkışınca da laf dalaşına mı girilecek?
Sen çocuğu bile reddediyosun. Ben bu konuda bile o kadar açıktım ki. Çok zor iş evet, hiç yapasım da yok ama yaşlanınca bir ailem olsun istiyorum kocaman ve sıcacık. Tek başıma ölmek istemiyorum. Sırf bunun için de sağlıklı büyüyebilecekleri bir ortamda, iyi niyetli, sevgi dolu bir babayla birlikte çocuklarım olsun isterim. Sen ona da "ne çocuğu" deyip, kestirip attın. Daha ne diyeyim sana. Ben keyfimden bir şey yapmıyorum.
Bir ilişkide iki tarafın da sorumlulukları, hataları vs'si vardır. Sen suçu seni terkettiğini düşündüğün kadınlara atıyorsun ve kendinde hiçbir sorumluluk hissetmiyorsun.
Herkesin iyi ve kötü olduğu alanlar vardır. İyi niyet bunları ortaklaştırıp, ortak bir hayat kurabilmekte gizlidir. Sen beni beğenirken bile kötü niyetlisin, dönüp de beni içten pazarlıklı, bencil, kendini düşünüyor diye suçlama hiç. Burada illaki kendini en çok düşünen biri arıyorsak, bir dürüst ol kendine lütfen, bir objektif bak.
B - Tamam, peki. Bitti, geçti sorun yok artık. Uzatmaya gerek yok ama madem ben böyle biriydim keşke 2 yıl kalmasaydın benle. Terkettikten sonra da hala hayatımdaki en yakın insan sensin demeseydin.
K - Hadi ya. Senin laf sokacağın kısım geçince "iyi, peki, artık geçti" Bu yüzden göt gibi ortada kalıyorsun. Çünkü götlük yapıyorsun.
B - Her ne boksa işte. Cevap versem veririm de gerek yok, boş bi tartışma. Güzel bir aile kurarsın umarım ileride, bir düzine çocuğun olur, emzirirsin onları.
K - Bir düzine olmaz, o kadar da değil. Ben seni hala öyle görmek istiyorum ama sen istemiyorsun, elinden geleni yapıyorsun yani. Arkadaşım bile olmak istemiyosun. Bir normalleştiremiyoruz ilişkimizi.
B - Evet istemiyorum. Çünkü sen benim arkadaşım değilsin.
K - İyi ama sevgilin de olmadım hiç.
B - Olmadıysan geçmiş olsun o zaman.
K - Madem öyle, hiç teklif etmeseydin. Sevgili gibi davranmıyacaksan niye teklif ettin?
B - Kusura bakma yaptım bi eşeklik, affet.
K - Madem ben 2 yıl kalmışım laf ediyorsun. Hala tek taraflı bir ağızla konuşuyorsun. Ben sana 1. yılın sonunda dedim evleri ayıralım, öyle devam edelim, böyle yıpratıyoruz. Hem biraz nefes alırız, hem ilişkiyi gözden geçiririz. Demedim mi söylesene. Boş boş, yalan yanlış konuşuyorsun. Beni sen zorladın, resmen terketmekle tehdit ettin beni. Şimdi ne oldu, ayrılmadık mı?
B - O gün yapsaydın keşke, bugünki gibi gitseydin, ne diye durdun?
K - Ben senin gibi tek başıma karalar almıyorum, seni de dinliyorum.
B - Beni dinledin de sonuç ne oldu?
K - Senin gönlün yoktu.
B - Bu gidişinde çok gönüllüydüm, değil mi? Boşversene.
K - Hayır ayrılmak zorunda değildik. Sen benimle ilişki kurmamakta ısrarcısın. Bazı isteklerimi görmezden geliyorsun, anlamak istemiyosun.
B - Neymiş isteklerin, çocuk mu?
K - He, evet. Hadi gel yapah bi tane.
B - Gel yapak tabi, baban bakar. Yapıp yapıp anana veririz.
K - İşte abi, isteklerin çok mu diyorsun. Şu tavır zaten problem olan, senin şu tavrın. Bir de neyi, ne zaman şakaya vurup, neyi ciddiye alacağını bilmiyorsun. Çığlık atsam ölüyorum diye, senin aklına yatmazsa kıçını kaldırıp gelmezsin.
Beni, ben hala yaşarken, cıvıl cıvılken sev. Ölümümün, yokluğumun üstünden siyaset yapma. Arkamdan konuşma, çünkü şu an yaptığın bu. Sanki birlikte yaşamamışız, tek ben yaşamışım gibi kendinde hiçbir açık görmeden şu anda bana saldırıyorsun. Sadece fiziki olarak yokum diye ve bunun örneklerini hayatında gördün diye karşındakini suçluyorsun. Sence de çok açık değilmi ?
Neden hep böyle oluyor. Madem hep başına geliyor, kendini sorgulaman gerekmiyor mu ? Şahsen genelde insanlar öyle yapar. Acaba aynı şeyi defalarca tekrarladığını göremiyor musun? Aptallığın açık kanıtı bu, Albert Einstein.
B - Çok klişe ve aptalca bir söz.
K - Evet çok klişe ama fazla evrensel olduğunu düşünüyorum. Sende bir götlük var. Ya seçimlerini değiştir ya da kendini. Aynı seçimlerle aynı şeyleri yaparsan sonuç farklı olmayacak gibi.
B - Evet, en iyisi köylü bir kadın bulmak.
K - Çok net yani.
B - Evet öyle. Değiştirmem lazım.
Sağol yaşam uzmanı, teşekkür ederim bu engin bilgilerin için. Ama sen de değiştir bence tercihlerini.
K - Yaşam uzmanı değilim, ben bi bok değilim. Ama sen de bi bok değilsin. Kendini gökten aşağı indirdiğinde göreceksin bir bok olmadığını. Asla anlamak istemiyeceksin değil mi?
B- İstemiyecem, anlamıyacam. Çünkü anlaşılacak bir şey yok. Gerçek çok net, ben İsa Mesihim.
K - İsa Mesih olabilirsin ama beni mutlu etmek istemedin. Hayır, sen mutsuzsun. Hepimizin mutsuzlukları var ama ben sadece en azından sevgilimle mutlulukları daha çok paylaşmak, mutsuzlukları da paylaşarak azaltmak istedim. Sen tersini yapıyorsun. Mutsuzluğu arttırıyor, mutluluğu da sömürüyorsun. Bazı şeyler o kadar somut ki şu anda söylerim.
Oğlum demokratik bir kafan olsa, her yolu, her çareyi bulursun bir sorunu çözmek için ya da hayatındaki her şey için ama sen takılıyorsun bir noktaya ve kimseyi duymak, dinlemek istemiyorsun. Dolayısıyla seninle ilerlenemiyor.
B - Ben seni mutlu etmek istemedim falan diye bir şey yok. Sen çok mutlu olmak zorundaydın, aşırı mutlu. Her zaman yetinemedin, böyle bir gerçek vardı. Kendini bu sefilliğe layık görmedin. Çünkü sen padişah kızıydın, olay bu yani.
Ben demokratik falan olduğumu da iddaa etmiyorum. Demokrasiyi sevmem. Akıllılar vardır, bir de aptallar. Ya itaat edersin, ya da itaat edilirsin. Gerçek olan budur. Demokrasi, bunun üstüne giydirilen kıyafettir.
K - Hala yaftalıyorsun. Ben padişah kızıyım ya, ne demezsin.
Sen tam bir gerzeksin biliyor musun? Bu sözlerin hiç bir gerçekçilği yok. Sen de biliyorsun, bu sözlerine kendin bile inanmıyorsun. Sırf şu anda beni yaralamak için söylediğin şeyler.
En nefret ettiğim, en çelişkiye düştüğüm, denge kurmaya çalıştığım konu üzerine gidiyorsun. İnsanı mutsuz ediyorsun ve buna dair gerçekten art niyetli bi çaban var. Çünkü hazmedemiyorsun, sen oturduğun yerden bekliyorsun. Bir şeyler ters gittiğinde hiç sorumluluk almıyorsun. Sonra da karşındakini yıkmaya, yok etmeye programlanıyorsun.
B - Yoo gerçekten böyle düşünüyorum. Gerçekten düşündüğüm şeylerdi onlar, sende gördüğüm bu benim.
K - O zaman kusura bakma ama sen bi bok anlamamışsın benle yaşadığından. Ben padişah kızıysam madem, sen de benimle beraber olduysan, o zaman sen de az paşa gönülllü biri değilmişsin, hata para yiyicimişsin. Sürekli para kavgamız olurdu zaten, demek buymuş. Bende para bok nasılsa.
B - Sende para çok değildi ama olmalıydı. Sen bence zengin bir sevgili bul, onunla çok mutlu olursun. Her gün çikolata, sinema, arabası da olsun ki gezebilin. İstanbul dışı falan yapın.
K - Yaaa yatlar, tekneler, evler isteyen sensin. İki gündür maaşım maaşım diye kendini paraladın. Kendi ihtiyaç duyduğun şeyleri bana söyleme. Benim umrumda değil. Ben kurtulmak istiyorum.
B - Param yok gerizekalı. Sanki maaş da on milyar. Evet, ben de olmasını isterdim ama yok ve gene de mutluyum. En azından olması gerektiği kadar mutluyum ama sen mutlu musun, bunu sor bir kendine.
K - Benim de yok ama bak ettiğin laflara. Paşa kızıymışım, demekki herkes göründüğü gibi değil.
B - Lan senin bi giderin mi var? Baban 100 lira verse hepsi abura, cubura, tüketime gidecek. Duyan da ev geçindiriyor sanır seni. Önce çalış da masraflarını karşıla. Sonra gel bana benim de param yok de. Ne kadınsın ya güldürdün beni gece gece. Diyo ki benim de param yok. İstanbul'da müstakil evde yaşıyor, param yok diyor.
K - Senin gelirin mi var angut? Hala kendini kandırıyor, ev geçindirdiğini falan sanıyor adama bak.
B - Maaşım var. Kendi masraflarımı kendim karşılıyorum en azından. Ben mutsuz değilim. Sen aşırı mutlu olmak istiyorsun, olay bu. Ben gayet eğlenceli biriyim aslında ama kullanmasını bilene.
K - Sen puştsun o zaman. Bu lafa bakılacak olursa puştun önce gideni gibi bir şey olman gerek.
B - Evet, bu bir gerçek ama sonuçta kadınlar da sırada beklemiyor. Zaman meselesi her şey, hayatın döngüsü, kadın erkek ilişkisinin bir sonucu, modern yaşamın evlilik biçimi, dost hayatı yani. Anlatabiliyor muyum?
K - Sonuçta geçen yıl da evleri ayırabilirdik, iyi niyetli olsaydın, daha doğrusu işine gelseydi. İlişkimize biraz emek vermek için yapsaydın, şimdi belki de aynı evde olurduk, belki bu yıl eve çıktığın kadın ben olurdum. Çok daha sağlam olurdu ama işine gelmiyor senin işte. Ben de ondan sana dedim "sen anca eğlenilecek adamsın" diye, "senden baba falan olmaz" diye. Ayrıca ben seninle eğlenmesini çok iyi bildim. Ancak istediğim sadece eğlence değildi. Sen evliliği eğlence diye algılıyorsun.
B - Ben eğlenilecek bir adamım, benden baba olmaz tamam. Baba olan birini bul o zaman. Neyi tartışıyorsun benimle anlamadım. Bence sen evlen. Baban seni eversin. Çok acil ihtiyacın var senin buna.
K - Çünkü sen hala benim en yakınımda, 2 yıl sonunda hala benim arkamdan kötü, abuk subuk konuşacak ve hala beni anlamayarak daha doğrusu öyle gibi davranarak yaralamaya çalışacak birisin.
Şunu da çok iyi biliyorsun ki ne kadar çok anlamamazlıktan gelirsen o kadar çok kendimi anlatmaya çalışacam ve ne kadar çok yaralanırsam o kadar çok uzun vadede senle konuşmayı sürdürecem. Çünkü hep kanayan bir yara olacak, çünkü hep anlaşılamamış olmanın acısını çekecem. Bunu bildiğin için de hala vurdum duymazlık yapıyorsun, kan akıtmaya çalışıyorsun.
B - Senin yeni bir sevgili bulacağın gün, benimle olan ilişkin bitecek ki bence zaten bugün her şey bitti, uzatmaları oynuyoruz. Boşuna kendini yorma. Yok anlatacam da, edecem de, senle ilişkimizi koruyacam da, arkadaş kalacaz da falan. Hikaye bunlar. Sen yoksun artık, ben de yokum, bitti gitti.
K - Hala daha yüzsüzce suçu bana atabiliyorsun. Buradaki en ala burjuva sensin ve o kadar tembelsin ki burjuvazinin rahatlığından uzak yaşıyorsun ama ilk fırsatta hemen kolaya konuyorsun.
Yok, senin öyle bir niyetin yok. Bizim ilişkimiz başladığı gün bitmişti ona bakarsan. Sen istemiyordun çünkü. Çünkü aynı öküzlüğü sürdümekte ısrarcı olacaktın.
B - Evet, ben seni hiç sevmedim, evet öküzüm ben. möööö mööö bak mööölüyorum.
K - Off ayak yapma. Sevmekle ilgisi yok. Sen insanın duygularını sömürüyorsun.
B - Sen de duygu sömürüsü yapıyorsun başka da bir bok yapmıyorsun. Senin bana karşı bir duygun yok, kandırma hem beni hem kendini.
K - Hayır, sen gayet insanın duygularını sömürüyorsun. Benim sana karşı duygudan fazlası var ama bu senin umrunda değil. Bu konuda hiç mi hatan yok ya, sen o kadar mı kusursuzsun, sürekli laf söylüyorsun, bi yerde kendini eleştir. Ben sevgililerimle arkadaş kalırım edebiyatını da gördük ki yalanmış.
B - O duygu dediğin kanayan bir yara, kendini pişman görme yarası. Yeni hayata başlarken, geride kalanları unutmadan önce, günah çıkarma psikolojisi. Sen bu evden giderken, o son konuşmalarla zaten o kanayan yarayı söküp attın, bak beni şair gibi konuşturuyorsun.
Evet yalandı. Patlak bir teori oldu o, tutmadı. Şu anda benle görüşmek isteyen bir tane eski sevgilim yok. Herkes kendi hayatında, sende öyle olacaksın.
K - O zaman sen, zaten ilişkimiz daha başlamadan yalan söylüyormuşsun. Çünkü E'yi falan arkadaşım diye yutturdun bana. Benle bir ilişkiye başlayınca kızı siktir ettin. O yüzden benim de aynı şeyi yapcağımı, aynı kafada olduğumu düşünüyorsun . Herkes senin bildiğin gibi değil, herkes sen gibi de değil. Biraz farklılıkları anlamaya, insanları anlamaya, dinlemeye, güvenmeye çalış. Nasıl korkunç yaralayıcı, bencil konuştuğunu asla bilemezsin. Bir de utanmadan karşı tarafı suçluyorsun.
B - Ben seni ne zaman siktir edecem biliyor musun, yeni sevgilin olduğu zaman, biriyle öpüştüğünü öğrendiğim zaman, biriyle el ele tutuştuğunu düşündüğüm zaman, o zaman işte seni siktir edecem, aramıcam, sormıcam. Bilgin olsun, açık net söylüyorum. Yani senin öyle yapacağını düşünmüyorum, zaten ben yapacam onu. Ayrıca ben ne dersem diyeyim, her şey olacağına varır. Ama ben kendimi biliyorum, benim dediklerim olacak neticede, çok net yani.
K - Tamam canım o zaman, kasma fazla sen. Sen çünkü her şeyi sana bağlı sanıyorsun. Her şeyi zaten kendine göre yapıyorsun, başka bi şey için izin vermiyorsun. Bu durumda zaten her şey senin dediğin gibi oluyor. Dediğim dedik diyorsun, diktatörlük yapıyorsun ve insanların hislerini, duygularını hiçe sayıyorsun.
Hala sadece sen varsın! Bu kadar yalancılıkla yaşamak istemiyorum. Sevdiğim gibi kalmanı istiyorum, en azından güzel anlarımızdaki gibi. Bazı şeyleri aynı anda yakalamayı başardığımız uyumlu, az da olsa birbirimizi mutlu ettiğimiz günlerimizdeki gibi, sana inandığım, hayalini kurduğum, yanındayken kendimi güvende hissetiğim gibi kalmasını istiyorum. Sen zaten hiç bir şeyin hayalini kurmuyosun, hala abuk subuk amaçsızca, can sıkmak için çabalıyorsun. Anlamıyorum da ne yapmaya çalıştığını.
Hatta dışarıda, ülkede, sokakta ne kadar kötü bir gün olmuşsa olsun, yanına geldiğimde her şeyin düzelmese de daha katlanılır bir hal alacağına inanmak istediğim, hakkını yemiyim, zaman zaman da her şeyi düzelttiğin sihirli anlardaki gibi kalsın.
Ben öpüştüm birileriyle, yatacak gibi oldum hatta. Artık ister görüş benimle, ister görüşme, ne yaparsan yap.
B - Teşekkür ederim, beni öldürdün, beni aldattın. Senden nefret ediyorum, sen çok pislik bir insansın.
Beni hiçbir şey kırmazdı ama bu kırdı hem de bu zamanda. Gerçekten çok teşekkür ederim, iyi olan her şeyin içine sıçtığın için.
Tam da düşündüğüm gibiymiş her şey. Sen tam bir pislikmişsin, orospuymuşsun. Artık siktir olup gidebilirsin hayatımdan, yaşattığın her şey için teşekkürler ve tebrikler.
PERDE KAPANIR.
submitted by bariscsknr to u/bariscsknr [link] [comments]


2019.10.20 23:35 ReR0lpxE Size ilginç bir hikaye anlatmak istiyorum.

Size ilginç bir hikaye anlatmak istiyorum. Bu hikayeye gay terörü de diyebilirsiniz, gay mağduru da diyebilirsiniz.
M. İsimli bir gay kardeşimiz H. İsimli bir kardeşimizin numarasını bir yerden bir şekilde buluyor. Numarasını bulduğu günden itibaren her gün kendisini rahatsız etmeye başlıyor.Her gün her gece mesaj atıyor arıyor konuşmaya çalışıyor. M. İsimli gay kardeşimiz diğer kardeşimizi çok beğenmiş çok hoşuna gitmiş ve kendisiyle ilişkiye girmek istiyor. Ve ısrarla beni sikmeni istiyorum tarzında mesajlar atıyor.H ise reddediyor istemiyorum diyor. Beni rahatsız etme, kendisinin hetero olduğunu bir kızı sevdiğini ve ailelerin bildigini ve yakında nişanlanacağını söylüyor. Ama M hiçbir şekilde geri adım atmıyor. Beni sikmezsen asla seni rahat bırakmam diyor. H ne yapıyor ne ediyor kurtulamıyor bundan. Numarasını değişiyor. Başka yerden ulaşıyor. Artık dayanacak katlanacak durumu kalmıyor. H kuzenlerini çağırıyor ve durumu onlara anlatıyor. Kendi aralarında bir plan yapıyorlar. H, M yi çağırıyor gel konuşalım diyor. M ise H nin ikna olduğunu düşünerek tamam görüşelim diyor. M, H nin kendisini kendisiyle ilişkiye gireceği düşüncesiyle görüşmeye gidiyor. H, M yi görür görmez adama diyor. Sana telefondan anlatamıyorum ama artık yeter. Nişanlanacam istemiyorum seni sikmek istemiyorum rahat bırak beni numarami sil diyor. M ise hayır silmem deyince H telefonunu zorla elinden alarak numarasını sildiriyor . İkisi arasında itiş kakış olunca H nin kuzenleri arkadan geliyorlar ve M yi birlikte dövüyorlar. H telefonunu da alıyor ve yakınlarda bir çöpe atıyor. H ve iki kuzeni yaklaşık 1 senedir bu durumdan dolayı cezaevindiler. H nin ailesi daha sonra M nin zararını da karşılamış ayrıca. H bu tutukluluktan dolayı nişan ve evlilik tarihi bile belli olan ilişkisini bitirmek zorunda kalıyor. Daha doğrusu kız tarafı vazgeçiyor. Böyle bir durumda bu lanet beladan kurtulmak için 1 sene ve belki daha fazla süre cezaevine girmemek için M nin isteğini yerine getirip onu bir kere de olsa siker misiniz?
submitted by ReR0lpxE to kopyamakarna [link] [comments]


2019.06.11 16:40 fragmanlife Trt1 Kralin Kizi Dizisi Oyunculari Kimdir Bilgileri Konusu

Trt1 Kralin Kizi Dizisi Oyunculari Kimdir Bilgileri Konusu Trt1 Kralın Kızı Dizisi Konusu Oyuncuları Kimdir Bilgileri… İmparatoriçe Ki dizisi Trt1 ekranlarında yayınlandığı süre içerisinde çok sevildi. Trt1’in sevilen dizisi maalesef pazartesi günü final yapıyor. Kore dizileri Trt1’in yüzünü güldürdü bu yüzden de İmparatoriçe Ki’nin ardından yeni bir Kore dizisi yayınlanacak. Yeni Kore yapımı dizinin Türkçe adı Kralın Kızı. Not: Kralın Kızı bitince yerine Işığın Prensesi dizisi başladı..
Işığın Prensesi Dizisi Oyuncuları Orijinal adı Soo Baek Hyang (King’s Daughter). Kralın kızı dizisinin oyuncularını bilgilerini sizlerle paylaşıyoruz. Kralın Kızı dizisi 15 ocak salı gününden itibaren saat 17:45’te Trt1 ekranlarında yayınlanmaya başlayacak. Kralın Kızı dizisi yönetmenliğini Lee Sang-Yeob ve Choi Joon- Bae üstleniyor. Kralın kızı dizisinde Güney Kore’nin ünlü oyuncuları yer alıyor. Bizim için yabancı olsalar bile onları dizi de gördükçe merak edebilirsiniz. Bu yüzden de oyuncuların bilgilerini sizlerle paylaşıyoruz.
Trt1 Kralın Kızı Dizisi Oyuncuları Kimdir
Kralın Kızı dizisi Güney Kore’de en güzel tarih konulu dizidir. Kralın Kızı dizisi 108 bölümden oluşuyor. Kralın Kızı dizisi oyuncuları; Seo Hyun-jin, Seo Woo ve Lee Jae-ryong . King’s Daughter Soo Baek Hyang Kore dizisi, TRT 1 tarafından Kralın Kızı adıyla yayınlanacak. Kralın Kızı dizisi Güney Kore de reyting rekorları kırdı. Trt1’de de dizi müzikleriyle konusuyla senaryosuyla gönüllere taht kuracaktır eminiz.
KRALIN KIZI DİZİSİ KONUSU NEDİR? Solnan annesi Chaehwa, üvey babası Kuchon ve kız kardeşi Solhi ile mutlu bir köy yaşamı sürmektedir. Bir gün köyünde ailesiyle saldırıya uğrarlar. Prens Jin-moo annesini öldürür. Babası ise bu saldırıda ağır yara alır. Solnan ve küçük kız kardeşi Solhi ile birlikte kaçmayı başarır. Küçük kardeş aslında ablasının kralın kızı olduğunu bilmektedir. Solnan bunu bilmeden yaşamını sürdürür. Solnan’ın kardeşi Solhi’nin gözü hep yükseklerdedir. Solnan’ın Kralın kızı olduğunu bilir ve onun yerine geçer. Saraya gider bu zamana kadar Kral Yung bile bir kızı olduğunu bilmemektedir.
Kral Yung kendi oğlu Myong ile eski kralın oğlu Jinmu’nun yerini onlar çocukken gizlice değiştirmiştir. Kralın Kızı dizisinde kendi kimliklerini bilmeyen prensler ve prensesler ve onların gerçekleri öğrenene kadar başlarından geçen olayları anlatmaktadır.
Kralın Kızı dizisi ilk bölümünde olanlar; General Yung Kuzey Wei ile savaş helindeyken sevgilisi Chaehwa ‘nın ondan bir bebek beklediğini öğrenir. Ancak bunu kimseye söyleyemezler çünkü bu ilişkiyi kimse bilmemektedir. Babası Baek Ga da saraya geri çağrılmayı beklerken kızına iyi bir evlilik yaptırmak ister. Kralın kızı dizisi romantik dram türünde.
KRALIN KIZI DİZİSİ OYUNCULARI BİLGİLERİ; Kralın Kızı Solnan Kimdir? Seo Hyun-jin… Seo Hyun-jin 1985 Güney Kore doğumludur. Hem oyuncu hem de şarkıcıdır. Dongduk Üniversitesi – Pratik Müzik Bölümünden mezun olmuştur. Hıristiyan’dır. SM Entertainment’in eski grubu M.I.L.K’in eski solistidir. 2001 yılında gruba girmiştir ve 2003 yılında grup dağılmıştır. Birçok dizi ve filmde rol alan güzel oyuncunun birçok ödülü vardır. Kralın Kızı Solnan hakkında yorum ve görüşlerinizi aşağı yorum kısmına bekliyoruz. Kralın Kızı Solnanın Oyunculuğunu nasıl buldunuz?
Kralın Kızı Solnan Kimdir Seo Hyun-jin
Solnan karakteri kimdir? Solnan Kral Yung’un kızıdır. Ancak bunu bilmemektedir. Annesi üvey babası ve kardeşi ile birlikte köyde yaşarken ailesi Prens Jimnu tarafından öldürülür. Kardeşi Solhi ise onun yerine geçerek prenses olmak ister. Bu sayede Veliaht Prens Myung ile tanışırlar ve birbirlerine aşık olurlar.
Kralın Kızı Solnan Kimdir Seo Hyun-jin
Kralın Kızı Solhi Kimdir? Seo Woo Bilgileri; 1985 Güney Kore doğumludur. Konkuk Unıversity mezunudur. Başarılı oyuncu genç ve güze oluşu ile de seyircileri kendisine hayran bırakıyor. Kralın Kızı Solhi dizide en aktif isimlerden birisi olacak..
Solhi Karakteri; Solhi Solnan’a ihanet eder. Onun kralın kızı olduğunu bile bile ablasına söylemez. Kendisi saraya gider ve kralın kızı olduğunu söyleyerek prenses olur. Bakalım bu yalanı ne zaman ortaya çıkacaktır? Kralın Kızı Solhi hakkında sizlerde yorumlarınızı bizlerle paylaşabilirsiniz..
Kralın Kızı Dizisi Prens Myong Kimdir? Jo Hyun Jae Bilgileri; 1980 Güney Kore doğumludur. Myongji Üniversitesi, Dankook University’nden mezundur. Yakışıklı oyuncu birçok dizi filmde rol almıştır. Ünlü oyuncunun instagram hesabı Kralın Kızı Dizisi Prens Myong hakkında yorumlarınızı merakla bekliyoruz. Oyunculuk konusunda Kralın Kızında Prens Myongu nasıl buldunuz?
Prens Myong Kimdir? Ölen kralın oğludur. Ancak kral kendi oğlu ve ölen kralın oğluna zarar gelmemesi için ikisinin yerini değiştirir. Prenses Myong ülkesini her şeyin üzerinden tutar ve ülkesinin menfaati için çalışır. Solnan ile tanışınca ona aşık olur. Kralın Kızı dizisinde Prens Myong nasıl bir oyuncu beğendiniz mi yetenekli geldi mi size?
Kralın Kızı Prens Jimnu Kimdir? Jun Tae Soo Bilgileri; 1984 doğumlu olan oyuncu 21 Ocak 2018 yılında öldü. Başarılı oyuncunun genç yaşya ölmedi hayranlarını çok üzdü. Kralın Kızı dizisi Prens Jimnu Kimdir? Prens Jimnu kralın oğludur. Babası ona zarar gelmemesi için ölen kralın oğlu ile yerlerini değiştirir. Kralın Kızı Prens Jimnu hakkında sizlerde yorum ve görüşlerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz..
Kralın Kızı Dizisi Oyuncu Kadrosu: Kralın Kızı Dizisi Oyuncuları Kimler konusuna yukarıda cevap vermeye çalıştık,tüm oyuncuları yazamasak da kralın dizi oyuncularının bir çoğunluğu resimleri ile birlikte sizlere bulmaya çalıştık. Sizler de merak ettiğiniz oyuncular varsa lütfen aşağıdan bizlere sorabilirsiniz. Kralın Kızı Dizisi nerede çekiliyor: Kore yapımı olan Kralın Kızı dizisi orjinal yapma ile Kore’de çekildi ancak ülkemizde daha önce Kore ve Japon dizilerin çok sevilmesi nedeniyle çeviriler yaparak ülkemizde meraklılarına TRT1 ekranlarında sunulmaya devam ediyor.
Kralın Kızı Dizisi Şarkıları müzikleri: TRT 1 ekranlarında yayınlanacak olan Kralın Kızı dizisinde çalan şarkıları müzikleri bizlerden talep edebilirsiniz. sizlerden gelecek istekler doğrultusunda kralın kızı dizisinde çalan şarkıları müzikleri hatta jenerik fon müziklerini bile sizlere sayfada sunmaya çalışacağım Kralın Kızı dizisinin başında sonunda çalan şarkıları müzikleri Türkçe çevirileri ile birlikte sizlerle buluşturacağız. Kralın Kızı Dizisi tekrarları ne zaman hangi günler TRT 1’de yayınlanacak: 15 Ocak 1019 Salı günü 17.45 itibarıyla imparatoriçe ki yerine başlayacak olan Kralın Kızı dizisi tekrarları yeniden TRT ekranlarında sizlere özellikle sabah saatlerinde sunulacak. Her sabah 7 veya 7.20 arasında başlayacak olan Kralın Kızı dizisinin tekrar bölümleri ne TRT 1 ekranlarında takip edebilirsiniz.
Kralın Kızı dizisi oyuncuları kimlerKralın Kızı Dizisi kaç bölüm sürecek ne zaman final yapacak: Kralın Kızı dizisi orjinal bölümleri ile 108 bölüm olarak çekildiği ve Kore dizi saatleri kısa olduğu için 108 gün boyunca yayınlanan dizi ülkemizde 2 bölüm birleştirilerek yarı yarıya düşürülecek ve bizi 54 gün boyunca TRT ekranlarında devam edecek. Kralın Kızı Dizisi kaç bölüm sürecek ne zaman final yapacak sorusuna Kralın Kızı 54. bölümde final yapacak ve ekrana veda edecek diyoruz.
Kralın Kızı dizisi Hikayesi Konusu Özeti Nedir? Kral Yung’un gerçek kızı olduğunu bilmeden, annesi Chaehwa, üvey babası Kuchon ve kız kardeşi Solhi’yle mutlu bir köy yaşamı süren Solnan baş karakterimiz olarak çıkacak karşımıza. Ailenin kaybının ardından Solhi’nin yükselme hırsı girecek devreye ve Solnan’ın yerine geçip kendini Kral Yung’un kızı olarak tanıtacak. Bu arada General olduğu dönemde yaşadığı gizli aşk sonucu habersizce baba olan Kral Yung da masum olmadığını gösterecek bize. Zira kendi oğlu Myong ile eski kralın oğlu Jinmu’nun yerlerini onlar henüz çocukken gizlice değiştirmiş. Olaylar geliştikçe kimin ne olduğu da yavaş yavaş ortaya çıkacak sonuçta.Kralın Kızı dizisi Hikayesi Konusu Özeti
Sizlerde Kralın Kızı dizisi hakkında yorum ve görüşlerinizi lütfen aşağıya yazınız. İmparatoriçe ki dizisinden sonra başlayan Kralın Kızı dizisinden sonra hangi dizi başlayacak Hangi Kore dizisi TRT de ekrana gelecek şimdilik bilinmiyor ama bu konu hakkında bilgiler geldikçe sizlere sunacağız. Lütfen sizler de yeni dizi Kralın Kızı dizisi hakkında görüşlerinizi aşağıya yazın Şimdiden teşekkürler.
Kralın Kızı isimli Kore dizisi izlendi mi tutuldu mu reytingleri nasıl? TRT 1 ekranlarında 15 Ocak 2019 Salı günü başlayan Kralın Kızı isimli Kore dizisi izlendi mi tutuldu mu reytingleri nasıl kaç bölüm sürecek ne zaman final yapacak gibi sorulara bu sayfada cevap vermeye çalışacağız. Öncelikle ilk bölümüyle TRT ekranlarında imparatoriçe ki dizisinin yerine başlayan ve hafta içi her gün 17.45 de ekranlara gelen kralın kızı nasıl bir dizi izleyenler beğendi mi sevdi mi izleyici yorumları nasıl bu konu hakkında da sizlerden gelen yorumları ve görüşleri bu sayfada ziyaretçilerimizle paylaşmak istiyorum.Kralın Kızı tekrarı ne zaman hangi gün saat kaçta
Öncelikle Kore dizilerinin ülkemizde oldukça sevildiğini belirterek başlamak istiyorum. Daha önce Kanal 7 ekranlarında daha birçok Kore dizisi yayınlanmış ve oldukça ilgiyle izlenmiştir. Bu ilgiyi TRT 1’de hissetmiş olmalı ki önce imparatoriçe ki dizisini yayınladı ve beklentilerin üzerinde reytingler alarak tüm bölümlerini yayınlama fırsatı buldu. İmparatoriçe ki dizisi biter bitmez TRT 1 ekranlarında Kralın Kızı isimli yeni dizi başladı ve ilk bölümüyle 15 Ocak salı günü ekrana geldi.
TRT 1’de yeni başlayan Kralın Kızı Güney Kore dizilerinden birisi. Bu dizi neyi anlatıyor diye merak edenler için de kısaca bahsedelim Kralın Kızı dizisi dönemin Kralı Yungun gerçek kızı olduğunu bilmeden köyde annesiyle üvey babasıyla ve kız kardeşi ile birlikte yaşam süren solnanın hayat hikayesini anlatıyor. Solnan bir gün tüm ailesini kaybeder ve merak ederek kim olduğunu gerçek yaşantısını öğrenmeye başlar. Özellikle Kore dizisine hayran olan ve Kore dizilerini seven izleyicilerin beğenerek izleyeceklerini tahmin ettiğimiz Kralın Kızı 15 Ocak salı gününden itibaren her gün 17.45 de TRT1 ekranlarında izleyicileriyle buluşacak.
Kralın Kızı Kore dizisi reytingleri izlendi mi tutuldu muKralın Kızı dizisi izlendi mi tutuldu mu reytingleri nasıl beğenildi mi? Kralın Kızı isimli Kore dizisi izlendi mi tutuldu mu: Kralın Kızı Elbette ilk bölümüyle izleyenlerin dikkatini çekti de çok yüksek reytingleri kimse zaten beklemiyordu. Özellikle imparatoriçe ki dizisine alışkın olanlar yine bir Kore dizisi olan kralın Kızını da izlemeye devam etti aşağıda sizler için Kralın Kızı dizisinin reyting sonuçlarını detaylarıyla birlikte vermeye çalışacağız sizde Kralın Kızı dizisi tutuldu mu izlendi mi izleyenler beğendi mi bu konu hakkındaki yorumlarınızı aşağıya yazabilirsiniz.
Kralın Kızı reytingleri nasıl : Kralın Kızı dizisi TRT 1 ekranlarında izlendi mi nasıl bir reyting aldı AB ve Total reyting sonuçlarında nasıl bir etkisi var gibi merak edilen konuları burada sizler için detaylarıyla yazacağız. Kralın Kızı reyting sonuçları nasıl Total ve AB Kralın Kızı reytingleri hakkında detaylı bilgilendirme resmi sonuçlar geldikten sonra sizlere buradan sunulacaktır. Sizler de Kralın Kızı dizisinin reytingleri hakkında fikirleriniz aşağıya yazabilirsiniz.
Kralın Kızı kaç bölüm sürecek ne zaman final yapıp bitecek? Kralın Kızı kaç bölüm sürecek : Güney Kore dizisi olan Kralın Kızı orijinali Güney Kore’de 108 bölüm olarak yayınlanmış bir dizidir. ancak Güney Kore’de dizilerin süreleri oldukça kısa olduğu için ülkemizde 2 bölüm birleştirilerek bir bölüm halinde yayınlanıyor Bu nedenle Kralı dizisi 108 bölüm değil 54 bölüm olarak ülkemizde yayınlanacak ve TRT 1’de 54 bölüm devam edecek.Kralın Kızı kaç bölüm sürecek ne zaman final yapıp bitecek
Kralın Kızı ne zaman final yapacak: 15 Ocak 2019 Salı günü TRT 1 ekranlarında ilk bölümüyle ekrana Gelen kralın kızı dizisi 54 bölüm süreceğine göre yaklaşık olarak 3 ay gibi bir süre devam edeceğini öngörebiliriz. Yani 15 Ocak’ta başlayan Kralın Kızı dizisi yaklaşık olarak 15 Nisan 2019 gibi final yaparak ekrana veda edecektir. Ancak zaman zaman çeşitli olaylardan dolayı bölümler yayınlanmaya biliyor bu yüzden dizi bazen birkaç bölüm ertelenebiliyor bu gibi durumlar dizinin final tarihini değiştirebilir. Kralın Kızı final tarihi kesin olarak belli olduğunda sizlere ayrıca duyurulacaktır.
Kralın Kızı dizisinin tekrarları ne zaman saat kaçta hangi günler yayınlanacak bu konuda Trt1 de yayın akışında bir açıklama bulamadık. Kralın Kızı dizisinin tekrarları yayınlanırsa sizlere duyuracağız.. Kralın Kızı dizisi tekrarı ne zaman hangi gün saat kaçta: Sizler de Kralın Kızı dizisi ile ilgili yorum ve görüşlerinizi aşağıya yazabilir diziyi beğenip beğenmediğinizi dizi hakkındaki yorum ve görüşlerinizi Özgün şekilde bizimle paylaşabilirsiniz.
Kralın Kızı dizisinin şarkıları müzikleri çok merak ediliyordu. İşte Kralın Kızı dizisinde çalan şarkılar müzikler:
Not: Kralın Kızı bitince yerine Işığın Prensesi dizisi başladı..
fragmantv Yasak Elma Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Yeni Fragmanlar YuregininSesi Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Sefirin Kızı Fragman Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz Fragman Baraj Fragman Ramo Fragman Doğduğun Ev Kaderindir Fragman Zümrüdüanka Fragman Kefaret Fragman Survivor Fragman Masumlar Apartmanı Fragman Sen Çal Kapımı Fragman Sadakatsiz Fragman Arıza Fragman Kırmızı Oda Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.17 20:24 fragmanlife Ezra Dizisi Hikayesi ve Oyunculari

Ezra Dizisi Hikayesi ve Oyunculari Dizide; Ezra, Gazzeli dünyalar güzeli bir kız. Çocukken yetimhaneden çalınan küçük kız kardeşinin izini İtalya'da bulunca, onun yanına gitmek için Gazze'den kaçıyor. Ancak, bindiği mülteci teknesi Kıbrıs açıklarında batınca, teknedeki bütün mülteciler ölüyor ve bir tek Ezra kurtuluyor. Ezra'yı kurtaran dünyanın en zengin işadamlarından Çahangir Hüseyinov, daha ilk görüşte bu dünya güzeli deniz kızı Ezra'ya aşık oluyor.
Aynı anda, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi'nde başkomiser olan “Tek Tabanca” lakaplı Mustafa ve yardımcısı Ömer, kaçak altın kuryesi kılığında Çahangir ile görüşmeye gidiyorlar. İşte tam orada, Gazze’li Ezra ile Tek Tabanca Mustafa'nın yolları kesişiyor. Mustafa'nın polis kimliği, Çahangir karşısında deşifre olunca, mekandan kaçmak zorunda kalıyor. Ezra’da, Çahangir'den korkunca, Ezra'nın kaçıp sığınabileceği tek yer Mustafa'nın yanı oluyor.
Yönetmenliği ve senaryosu Tayfun Güneyer’e ait olan Ezra’nın oyuncu kadrosunda; Rüveyda Öksüz, Yusuf Çim, İsmail Filiz, Nurana Bagieva, Serkan Şenalp, Zeynep Koltuk, Gökhan Bekletenler, Doğukan Polat, Umut Özkan, Abdurrahman Yunusoğlu ve Asuman Dabak yer alıyor.
Rüveyda Öksüz Cesur Yürek / Berrin(Rüveyda Öksüz) Genç ve idealist bir avukat olan Berrin, hayatını hukuk mücadelesine adamıştır. Adaletin ancak hukuk devleti ilkeleriyle sağlanabileceğine inanır. Hukuk sistemi dışında kalan hak arayışlarının zorbalığa ve adaletsizliğe yol açacağına bütün kalbiyle inanan Berrin için, aşık olduğu adamın adaleti kendi elleriyle dağıtmaya karar vermiş bir kabadayı olması yaşayacağı en büyük ikilemdir.
Rüveyda Öksüz Kimdir, Kaç Yaşında? Miss Turkey 2013 birincisi olan Ruveyda Öksüz 24 Mayıs 1994 İstanbul doğumludur. Aslen Rizeli olan Ruveyda Öksüz, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay bilimleri öğrencisidir. Türkiye'yi Miss World 2013'te Endenozya'nın Bali Adası'nda yapılan yarışmada temsil etti. 2014 yılında Tayfun Güneyer'in yazıp yönettiği, Yusuf Çim ve İsmail Filiz ile birlikte başrolü paylaştığı Ezra dizisinde Gazzeli tıp öğrencisi Ezra karakterini canlandırmıştır.
Rüveyda Öksüz’ün Oynadığı Diziler Ezra / Ezra / 2014
Sen Benimsin / Nağme / 2015
Cesur Yürek / Berrin / 2016
Yusuf Çim YUSUF ÇİM (CAN YİĞİT) Kudret Fettah’ın evladı gibi büyütüp şirketini emanet ettiği, adil ve güvenilir biridir. Fettah ailesine sarsılmaz bir sadakatle bağlı olan Can, ailenin biricik kızı Hande’yle evlilik yolunda ilerlerken, Ferah’ın hayatına girmesiyle gerçek aşkla tanışır.
Yusuf Çim Kimdir, Kaç Yaşında? Akademi 35.5 Sanat Evinde oyunculuk eğitimi almıştır. 2009 yılından itibaren birçok markanın ve derginin katalog çekimlerinde yer almıştır. 2011 Best Model of Turkey öncesi ve sonrası birçok defile de boy göstermiştir. Müzik kariyeri 2013 Ağustos'da çıkardığı "Olsun Bi Kere" EP Albümüyle başlamıştır. Yer aldığı bazı diziler: Çilek Kokusu, Hanım Köylü, İçimdeki Fırtına, Seven Ne Yapmaz’dır.
izinin senaryosunda seyirci adeta yeni bir serüvenin içerisine sürüklenecek. Dizide; Ezra, Gazzeli dünyalar güzeli bir kız. Çocukken yetimhaneden çalınan küçük kız kardeşinin izini İtalya'da bulunca, onun yanına gitmek için Gazze'den kaçıyor. Ancak, bindiği mülteci teknesi Kıbrıs açıklarında batınca, teknedeki bütün mülteciler ölüyor ve bir tek Ezra kurtuluyor. Ezra'yı kurtaran dünyanın en zengin işadamlarından Çahangir Hüseyinov, daha ilk görüşte bu dünya güzeli deniz kızı Ezra'ya aşık oluyor.
Aynı anda, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi'nde başkomiser olan “Tek Tabanca” lakaplı Mustafa ve yardımcısı Ömer, kaçak altın kuryesi kılığında Çahangir ile görüşmeye gidiyorlar. İşte tam orada, Gazze’li Ezra ile Tek Tabanca Mustafa'nın yolları kesişiyor. Mustafa'nın polis kimliği, Çahangir karşısında deşifre olunca, mekandan kaçmak zorunda kalıyor. Ezra’da, Çahangir'den korkunca, Ezra'nın kaçıp sığınabileceği tek yer Mustafa'nın yanı oluyor.
2013 Miss Turkey birincisi Rüveyda Öksüz, çekimleri devam eden ve yakında SHOW TV ekranında izleyicilerle buluşacak olan 'Ezra' dizisi için iddialı konuştu. Yarışmadan sonra bir çok oyunculuk teklifi aldığını söyleyen Öksüz, 'Muhteşem bir projeyle oyunculuk hayatına girdim. Uzun soluklu bir dizi olacağına inanıyorum' dedi
RÖPORTAJ: Neziha KARTAL
SHOW TV'nin fragmanı yayınlandığından beri merakla beklenen yeni dizisi 'Ezra'nın çekimleri sürüyor. Yakında izleyicilerle buluşacak dizide Ezra karakterini, 2013 Miss Turkey birincisi olan Rüveyda Öksüz canlandırıyor. İlk oyunculuk deneyimi olan deneyimini yaşayacak olan Öksüz ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Hem kendisini çok heyecanlandıran diziyi hem de hakkında merak edilenleri konuştuk...
2013 Miss Turkey birincisi, seçildikten sonra hayatınız değişti. Yarışmaya katılmaya nasıl karar verdiniz?
Benim çocukluk hayalim Türkiye güzeli olmaktı. Yarışmaya hayallerimi gerçekleştirmek için girdim ve ikinci hayalim gerçek oldu.
Birinci hayaliniz neydi?
Üniveristeyi kazanmaktı. Onu da başarmıştım. Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümünde okuyorum.
Okula devam ediyor musunuz yoksa bitti mi?
Üçüncü sınıfım ama not ortalamam düşmesin diye bu yıl okulu dondurdum. Sonrasında devam edeceğim. Okulum benim için ayrı bir kültür. Bundan sonra oyunculuk yapacağım. Okulu zaten kültür için okuyordum.
Oyuncu olmak var mıydı aklınızda?
Yarışmaya girerken böyle bir düşüncem yoktu, yarışmadan sonra teklifler gelmeye başlayınca oluştu. Bundan sonra mesleğim oyunculuk. Şu an olmak istediğim yerdeyim. Muhteşem bir projeyle oyunculuk hayatına girdim.
Daha önce oyunculuk eğitimi aldınız mı?
Önceden aldığım bir eğitim yoktu ancak dizi öncesinde Betül Alganatay'dan kısa bir oyunculuk eğitimi aldım.
'Ezra' sizin ilk oyunculuk deneyiminiz. Kabul etme sebebiniz nedir?
Birçok teklif geldi ancak bu projeyi kaçırmak istemedik. "Tamamdır" dedik ve girdik.
Çok uzun ömürlü olacağına inıyorum. Benim için hem oyunculuk adına önemli bir adım hem de gerçekten inandığım bir proje. 'Ezra' geldiğinde "Ben Ezra olmalıyım" dedim.
Ezra nasıl biri, dizide ne anlatacaksınız?
Ezra Filistinli bir tıp öğrencisi. Bütün ailesini İsrail saldırılarında kaybediyor. Küçük kız kardeşiyle yetimhanede büyüyorlar. Ancak kızkardeşi başka bir aileye satılıyor. Kaçmaya karşı ancak sırf kardeşini bulabilmek için Gazze'den arkadaşlarıyle birlikte İstanbul'a geliyor.
Gazzeli bir kızı canlandıracaksınız, rolünüze nasıl hazılanıyorsunuz?
Bu konuda yönetmenimizin çok büyük yardımları oluyor. Çekimler başlamadan önce konuşuyoruz, ne yapmam gerektiğini nasıl hissetmem gerektiğini anlatıyor.
Filistin konusunu daha önce hiç araştırmış mıydınız?
Çok güncel bir olay olduğu için haberleri takip eden herkes bilir. Herkes kadar konuyla ilgli bilgim vardı ancak detaylı bir araştırma yapmamıştım. 'Ezra' sayesinde araştırma ve okuma fırsatı buldum.
Ezra karakterinin tepki almasından korkuyor musunuz?
Dizimizin konusu İsrail-Gazze konusu değil. Ezra Gazzeli bir kız ancak hikâye İstanbul'da geçiyor. Dizinin içinde çok farklı konular var. Komedi de var, aşk da var. Sadece Gazzey'i konu alan bir dizi olmayacak. Bu dizinin uzun ömürlü olacağına inanıyorum.
Siz gibi başrolü paylaştığınız Yusuf Çim'in de ilk oyunculuk deneyimi. Kimyanız tuttu mu?
Yusuf'la olan çekimlerim henüz başlamadı. 1-2 tane tanıtım çektik o kadar. Çekimler yeni başladığı için şuan Ezra'nın Gazze'deki hayatıyla ilgili çekimler yaptık. Ama iyi anlaştık, güzel bir uyum yakalayacağımıza inanıyorum.
Oyunculukla ilgili hayalleriniz neler?
Ben hayallerimi gerçekleştirerek ilerliyorum. Okulu kazandım, Türkiye güzeli oldum şimdide harika bir dizide, birbirinden değerli oyuncularla başrol oynuyorum. Başarısız olmak istemem.
Miss Turkey 2014 güzeli Amine Gülşe'ye tacınızı devrettiniz. Amine Gülşe'yi beğeniyor musunuz?
Tabii ki beğeniyorum. Zaten Miss Turkey'in çirkin kız çıkarttığı olmamıştur. Geçmişten günümüze kadar olan bütün Miss Turkey birincilerini çok beğeniyorum. Türkiye'de çok göz önünde olan insanlar da var aralarında ve hepsi çok güzel. Genel olarak Türk kadınlarını beğeniyorum.
Türkiye güzelisiniz ve birçok erkeğin hayal ettiği kişisiniz. Peki, sizin hayalindeki erkek nasıl biri?
Dürüst olması çok önemli. Hayatta en değer verdiğim şey dürüstlüktür.. Güçlü olmalı, ayakları yere sağlam basmalı. Aslında her kızın istediği şeyleri istiyorum diyebilirm. Tabiki duygu daha ön planda ama dış görünüş de önemli. Erkeğin yapılı olmasını tercih ederim. Her kadın, göbekli bir erkek yerine spor yapan, formda olan bir erkek ister.
Beğendiğiniz bir erkek var mı?
Biraz klişe olacak belki ama David Beckham'ı çok beğeniyorum.
Boş zamanlarınızda neler yaparsınız?
Okulumdan dolayı uzay gözlemini çok seviyorum ve yüzmeye bayılıyorum. Suyun beni rahatlattığına inanıyorum.
Formunuzu korumak için nelere dikkat ediyorsunuz?
Dürüst olmak gerekirse sadece geceleri yemek yemiyorum. Kilo aldığım zamanlar dışında diyet yapmıyorum ve gün içinde canım ne isterse yiyorum. Zaten gece yemek yemediğim için pek fazla kilo almıyorum.
En sevdiğiniz ve sizi anlattığına inandığınız renk nedir?
İkizler burcu olduğum için ruh halim çok değişkendir. Bir gün en sevdiğim renk siyahken diğer gün beni pembenin anlattığını düşünebilirim. O yüzden kesin bir şey söyleyemem. Her rengi içimde barındırıyorum.
fragmantv Yasak Elma Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Yeni Fragmanlar YuregininSesi Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Sefirin Kızı Fragman Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz Fragman Baraj Fragman Ramo Fragman Doğduğun Ev Kaderindir Fragman Zümrüdüanka Fragman Kefaret Fragman Survivor Fragman Masumlar Apartmanı Fragman Sen Çal Kapımı Fragman Sadakatsiz Fragman Arıza Fragman Kırmızı Oda Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2018.12.20 08:09 alltruly 40lı yaşlarında bay olarak, bayan hayat arkadaşı arıyorum. (İstanbul)

40lı yaşlardayım. Eşimden ayrı yaşıyorum. Yoğun akademik vs. programlarım bulunmaktadır.
Ciddi bir ilişkide yarar gören bir bayanla uzun vadeli bir arkadaşlık kurmak istiyorum. Çalışıyor, entellektüel, akademik boyutları olması mantıklı olur. Bu şekilde zaman açısından aşırı beklentileri olmaması ve bir taraftan kendisini geliştirirken bir taraftan da duygusal ve sair amaçlara ulaşmasının mümkün olacağını düşünüyorum. Benim de amacım bu sayede hem çalışmalarımı sürdürmek, hem de gerekli sevgi ortamını sağlamaktır. Sonraki aşamalarda resmi evlilik de olabilir, ama olmaya da bilir.
Makul bir iş ve gelirim vardır, ancak bayan kendi geçimini sağlayabiliyor olmalıdır.
Sigara ve alkol kullanmıyorum. Bayan sigara ve alkol kullanmamalı, gayrimeşru ilişkileri olmamalıdır. 40 yaş altı olması iyi olur. Çocuk düşünmemesi de uygun olur. Boşanmış veya hiç evlenmemiş de olabilir.
(Özel mesaj gönderebilirsiniz.)
submitted by alltruly to HayatArkadasi [link] [comments]


2018.08.01 11:19 attac94 Medyum Tufan

Medyum Tufan diğer insanlardan farklı olarak metafizik ile ilişkili olan hayatı inceleyen ve bu ilimlere yeteneği olan bir insandır.
Bu yetenek herkesi bulunmamakla beraber birinde olduğunda inanılmaz sonuçlar görebilirsiniz. Hayatın içinde gördüğümüz bazı sıkıntılar bizden değil başka etkilerden meydana gelmektedir.
Bunların ise geldikleri şekilde def edilmeleri ve hayatımızdan uzaman yardımı ile çıkarılması gerekmekte.
Medyum Tufan Hoca insanların faydası için yaratıcı tarafından verilen bu ilmi kullanma ve insanlara fayda sağlama yolunda çalışmalarına devam etmektedir.
Medyum Tufan hangi alanlarda uzmandır?
Tufan Hoca bilinen ve bilinmeyen birçok gizli ilim ile alakalı çalışmalar yapmış özellikle evlilik sorunları, aşk acısı, sonuca varamayan evlilik sebepleri, ticaret, iş hayatı gibi hayatın içerisinde aktif olarak yaşanan olaylarla ilgili bireyleri ilmi danışmanlık yapmaktadır.
Bilindiği üzere büyü bir gerçekliktir.
Yapılması dinen lanetlenmiş olsa da yapan ve bunun ile uğraşan birçok insan bulunmaktadır.
Bu şeytani amaçla Yapılan büyülerin çözümlenmesi içinde ilmi yüksek insanlara ihtiyaç duymaktayız.
İşte büyü bozma ve manevi danışmanlık gibi ihtiyaçlarımız için Medyum Tufan bize yardımcı olmak için çalışmakta.
MedyumTufan.net üzerinden Medyum Tufan Hoca ile alakalı birçok bilgiye ulaşabilir Medyum Tufan hocanın çalışmalarını inceleyebilirsiniz.
Cinler ve etkileri, büyü çözümleri, basında Medyum Tufan Hoca hakkında var olan haberleri okuyabilirsiniz.
0532 484 30 33 numaralı telefondan Medyum Tufan'a ulaşabilir tek başınıza çözemeyeceğiniz ilmi konulardaki sorunların desteğini alabilirsiniz.
Medyum tufana sık sorulan sorular ise şöyle:
Karı koca arasında gerçekleşen kavgaların esas sebebi nedir?
Üzerinizde büyü var mı?
Eşlerin birbirini neden aldattığının gerçek sebebi?
Eşim evi terketti geri döner mi?
Kocamı elimden alan kadın kim?
Rüyalarım gerçek oluyor sebebi nedir?
Huzurla uyuyamıyorum bu kabuslar ne zaman biter?
Evimde gölgeler görüyorum akşam dışarı çıkamıyorum neden?
Eşimle birlikte olamıyorum, ondan uzak durmak istiyorum neden?
Görüntüler sesler ve Gölgeler görüyorum duyuyorum bunun sebebi nedir?
Eşimin benden nefret etmesinin sebebi nedir?
Çocuklarımı görmek istemiyorum evde olmak istemiyorum bunu sebebi ne olabilir?
Maddi anlamda bunalımdan hiç çıkamıyorum, bu neden böyle oluyor?
Para ile alakalı sorunları yaşamımın gerçek sebebi nedir?
Eşimle ayrıldık, bunun gerçek sebebi Büyü mü?
Neden bu kadar çok kabus görüyorum?
Evden çıkmak istemiyorum bunun sebebi ne olabilir?
Hiçbir kadınla birlikte olmadım ama sürekli gördüğüm bir kadın var ve sesler duyuyorum bunun sebebi nedir?
Bu sorulardan biri veya bir kaçı sizin de sorduğunuz ve cevabını bulamadığınız sorular olabilir.
Bu ve buna benzer binlerce soru aklınızda dolanıyor ve hayatınızı olumsuz etkiliyor olabilir, bu gibi durumlarda Medyum Tufan tüm içtenliği ve ilmi bilgisi ile yanınızda olacak ve Yaratıcı’nın da izniyle sizi içine girmiş olduğunuz bunalımdan kurtaracaktır.
Soru ve sorunlarınız için lütfen iletişime geçiniz.
http://www.medyumtufan.com.tmedyumtufan-hakkinda/
submitted by attac94 to u/attac94 [link] [comments]